• İslam-Alevi İnanç Toplumu (IAGÖ) ve ilgili organlarına!

    İslam-Alevi İnanç Toplumu (IAGÖ) ve ilgili organlarına!

  • Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

    Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

  • Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

    Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

  • Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

    Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

  • Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

    Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

Güneş zaten vardı, ‘ay’ın keşfini ben yaptım’ derse, şaşırmayın!

Aliekber PEKTAŞ

Sevgili okuyucular,

Her şeye hazırlıklı olmalısınız. Bir gün ülkeyi yönetenler, Güneş sistemi zaten vardı, çünkü ‘tanrı her şeyi yaratmıştı’ ama ay’ın, varlığını biz tespit etik, ‘islamın ve türklüğün’ böylece ne kadar, ‘yüceldiğini’ anlatırlarsa hiç şaşırmayın.

Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Latin Amerikalı Müslümanlardan oluşan heyetlere yönelik bir toplantıda, Amerika aslında, ‘İslam bilginleri tarafından keşif edilmiş’ ama birileri çıkmış, yüz yıllardır bizleri uyutmuşlar, Amerika’yı, Cristof Colomb keşif etmiş diyerek, yerküredeki 6,5 milyar insanı aldatmışlar.

Hatta Amerika’yı nasıl keşif ettiklerinin kanıtı olarak, ‘islam kâşiflerinin’ Latin Amerika ülkesi Küba’nın başkenti, Havana yakınlarında bir tepede, birde cami, ‘inşa’ etmişler.

Kanıt, yine denizci ve kâşif olan, Cristof Colomb un, kendi açıklamasından yola çıkılmaktadır. Ne demiş Cristof Colomb; Küba’nın başkenti Havana’ya hâkim olan bir tepenin, ‘cami kubbesini andıran bir görüntüye benzediğini’ belirtmiş ve anılarında yazmıştır.

Tamam, işte Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan için, ‘tutunacak’ bir ‘kanıt’ bulunmuştur. Öyleyse, Havana’ya, hâkim tepenin görüntüsü, ‘caminin kubbesine’ benziyorsa, neden R.T. Erdoğan bu görüntüyü cami olarak algılamasın?

Bu duruma birde, Amerika kıtasında yaşayan Kızılderililerin atalarının, ‘türk asıllı’ olduklarının iddiası da eklenince, geriye bir şey kalmamaktadır.

Yani Türk İslam sentezinin, ön adımları, ön ayakları, artık Latin Amerika kıtasındadır. Hatta ‘at bile koşuşturmuş’ olabilirler. Ne demek, Orta Asya, Arap yarım adasından, Amerika kıtasına, okyanusun ötesine, denizleri aşarak, ‘gol atmak’ ne kadar ‘büyük bir başarının’ ‘hazını’ almaktır.

AKP devletinin amacı, ülkenin için bulunduğu sorunları bet raf edilip, içi boş, toplumsal duyarlılıktan uzak sorunların içinde boğulmalarını sağlamaktır.

Aslında geri ve hala feodal üretim ilişkilerinin varlığını koruduğu ülkelerde yoğunlukla bu tarz gündemler oluşturulur. Bu tarz gündem oluşturmalar, toplumu daha rahat yönetme ve sömürü çarkının daha rahat sağlanmasını öngören bir proje olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamak gerekir.

12 yıllık AKP iktidarı dönemince, bu tarz feodal toplumlara özgü önermelerin sıkça yaşandığına şahit olmaktayız. Bu tarz önermeler ülkemiz de, ilk defa gündem belirlemek için başvurulan yöntem değildir. Hafızalarımızı yokladığımızda, bir dönem bir bayan başbakanımız vardı. Tansu Çiller ve Doğru Yol Partisi iktidarı varlığını sürdürmektedir. Toplumsal muhalefet ivme kazanmakta. Kürt ulusal hareketi silahlı mücadeleye ivme kazandırarak devam etmektedir. Türkiye ekonomisi muazzam bir çöküntü içerisinde debelenmektedir.

Sokak ortasında infazlar, faili meçhul, (faili devlet olan) cinayetler, korku imparatorluğunun hüküm sürdüğü, insan yaşamının güvencesinin olmadığı bir ülke söz konusudur.

Toplumun dikkatlerini dağıtmak, yukarda konu olan olumsuzlukların üstünün küllenmesi ve insanlarımızın başka, anlamsız konularla meşgul olması hedeflenmektedir.

Ülkenin birçok alanında olduğu gibi, Van gölünde, ‘bir canavar’ beliriyor. Ülkenin kelli felli gazetecileri, dönemim TV kurumları, manşetten büyük puntolarla, haber değeri varmış görüntüsü verilerek yayınlanmaktadır.

Toplumun dikkatleri, sanki çok önemli imiş gibi, Van gölündeki canavarın varlığına yönelterek, ülke sorunlarını dikkatle izleyen toplumu manipülasyonla algı operasyonları yaratarak yönlendirmektir.

Bugün olduğu gibi, dünde iktidar yanlısı gazete ve TV organları, iktidar erkini de arkasına alarak algı operasyonlarına devam ettiler. Bugünde yandaş medya organları, Latin Amerika’yı, nasıl, ‘müslümanların keşif ettiklerini’ yazacaklar.

Amaç, tek tip, her söyleneni kabullenen sömürü ve soygun düzenine boyun eğen, toplumsal dinamikleri yok sayan, silik bir ülke yaratma çabasıdır.

Bugünde AKP devletinin amaçladığı, toplumsal dinamikleri yok sayan, özgürce yaşamayı, farklılıklarla yaşamayı yok sayan zihniyetin bir parçası olarak, gündem değiştirerek yollarına devam etmek istemektedirler.

AKP devleti, R.T. Erdoğan, Türkiye toplumunun yoğun bir şekilde ilgisini çeken, 17-25 Aralık yolsuzluk, rüşvet, kamu mallarını talan etme ve hırsızlıklarının üzerine küllemek istemektedir. Kaç’ak’ Sarayın, toplumda yarattığı infialin önüne geçmek istemektedirler.

Soma ve Ermenek madenci katliamları, Kobani gerçekliği, Alevilerin özgürlük talepleri, AKP devletini önemli derecede köşeye sıkıştırmıştır.

AKP devleti, R.T. Erdoğan’ın, bu açıklaması, ‘amerika kıtasını müslüman kâşifler bulmuştur’ sözleri, savları, uluslar arası alanda, sadece tebesüme yol açmıştır. Fazlaca dikkate alınmamaktadır.

AKP devletinin, R.T. Erdoğan’ın, bu tarz söylemleri, ülke iç piyasasında alıcı bulabilir ama sadece toplumun bir kemsini, algı operasyonlarıyla yönetmekten başka bir işe yaramaz.

İnanın yakında, evrende ki, yıldızları tek-tek keşif etmeye çıkarlarsa şaşırmayın!

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere,

Aliekber Pektaş 17 Kasım 2014
Face:aliekber.pektas
Twitter: @AliekberP

Şan olsun, 25. Yılında AABF e!

Aliekber Pektaş

 

Sevgili okuyucular,
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, AABF 25. Yılını geride bırakarak, çeyrek asırlık birikimleri, mücadele geleneği ve kazanımlarıyla, Alevilerin gönlüne taht kurmuştur.
Çeyrek asır, 25 yıl dile kolay, her gün biraz daha büyüyerek, tıpkı kartopunun yuvarlanması gibi hacmini genişleten, Dünya Alevilerinin en büyük ve güzide örgütü haline geldi.
Yarın, 29 Kasım 2014 AABF in, Almanya Köln deki genel merkez salonların da, kuruluşunun 25 yılı etkinlikleri ölçeğinde, 25. Yıl resepsiyonu yapılacaktır.
AABF 25 yıllık mücadelesin de, Alevi dünyasına yönelik olarak önemli kazanımlara imza atan ve modern Alevi örgütlülüğü açısından ciddi atılımlar yapan bir örgütsel birikimdir.
Bugün Aleviler, Alevi hareketlerinin, gerek Ulasal alanda, gerekse de, uluslar arası alanda saygın bir konuma sahip olmaların da, AABF in, önemli payı bulunmaktadır.
Türkiye Alevi hareketi, örgütlülüğü bugün mevcut durumunu ve ülkemizde örgütsel alanda bu kadar hızlı bir büyümenin yaşanmasında, ülkemizdeki Alevi canlarımızın çabaları kadar, AABF in, Türkiye de, musahip örgütlülüğü ile dayanışmasının da, önemli rolü bulunmaktadır.
Avrupa’nın ve yerküredeki farklı ülkelerde Alevi örgütlenmelerin ivme kazanarak büyümeleri, bu yerellerdeki Alevi canların örgütlenmesinin yanında, AABF in, verdiği destek azımsanmayacak derecededir.
AABF Avrupa genelinde Alevi hareketlerinin, musahip örgütlülüğünün bir çatı altında organize olmasını ve Avrupalı Alevilerin dünyasını, ortaklaştırmış ve ademi merkeziyetçilik düzeyinde örgütlenmesini sağlamıştır.
AABF örgütsel gücünü çeşitlendirerek, modern örgütlenmeye uygun olarak, Alevi kadınlarının biricik örgütsel birliği, Almanya Alevi Kadınlar Birliği yaratmıştır.
Yine; Almanya Alevi Gençlik Birliğinin yaratılmasında ve Almanya da önemli ekonomik faaliyetlerde bulunan, Almanya’da ki, esnaf ve işverenleri çatısı altında barındıran, Almanya Ticari Yatırım Birliğini oluşmasında ön ayak olmuştur.
Almanya da yaşayan Alevi inanç önderleri, Dede ve Anaları aynı çatı altında buluşturarak, Almanya Alevi inanç Kurumunun kurulmasını sağlamıştır.
Almanya da yaşayan Alevilerin cenaze hizmetlerini yerine getirecek, gerektiğinde acı günlerinde yanında olacak, AABF cenaze kolektifini kurarak, önemli bir eksikliği gidermiştir.
Yirmi yıla yakın bir süredir, kesintisiz olarak Alevileri Sesi dergisini Alevilerin hizmetine sunmuş basın dünyasın da, çığır açacak, beklide yerkürede bir ilk olacak olan, TV yayınını devreye sokmuştur.
YOL TV bugün gerek izleyici açısından ve gerekse, toplumsal dayanağı olan, başta Alevi toplumu olmak üzere, devrimci demokrat çevrelerin ortaklaştırdıkları, küçük sermayelerini koyarak, Alevi dünyasının olduğu kadar, Türkiye halklarının hizmetine sunmuştur.
YOL TV bugün milyonların izlediği, takip ettiği, tıpkı Yola düşen ışık gibi Alevilerin ve Türkiye halklarının yolunu aydınlatan doyumsuz bir T V olarak dimdik ayakta durmaktadır.
Almanya’nın değişik eyaletleri ve şehirlerinde, yerel hükümetler ve yönetim kademeleriyle, imzalanan Alevilerin farklı inanç ve dinlerle aynı statüde olmalarını sağlanmasında, AABF in, rolü önemsenmelidir.
Yine Almanya’nın çeşitli eyalet ve kentlerinde Alman okullarında Alevilik derslerinin verilmesi, AABF in önemli kazanımları arasındadır.
AABF in yukarda kısaca vurgulamaya çalıştığım önemli kazanımlarına eklenebilecek daha birçok kazanımı bulunmaktadır.
Bu kazanımların yaratılmasında, AABF kadrolarının, bu kazanımların elde edilmesi için, faaliyetlere destek sunan tüm AABF emekçilerinin canlarımızın ellerine, yüreklerine sağlık ve onlara Şan olsun diyorum!
AABF mevcut kazanımlarını elde etmede, yönetim kademesinde bulunan tüm yoldaşlarımıza, Şan olsun!
AABF in, güzide kurum olarak, Alevi dünyasında yer edinmesinde büyük emeği olan, AABK Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker’e, Şan olsun!
Bugün, AABF i, 25. Yılına taşıyan, Genel Başkan H. Mat ve yönetim kadrolarına, Şan olsun!
25. yılında, AABF resepsiyonunda, adına layık bir kutlamayla görevlerimiz bir kez daha yerine getirmek için, AABF genel merkez salonunda olacağız.
Tüm Alevi dünyasına böyle bir kuruma sahip oldukları için, Şan olsun!
25. yılında AABF e, Şan olsun!
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere,
Aliekber Pektaş 28 Kasım 2014
Face:aliekber.pektas
Twitter: @AliekberP

Nobel ödüllü, Malala Yosufzay’a kulak verelim

Sevgili okuyucular,
Bölge coğrafyamız ve ülkemizde sıcak gelişmeler, gündemin yoğunluğu nedeniyle, uluslar arası gelişmeleri yeterince takip edip, okuyuculara ulaştırmakta verimli olamadık. Bu gerçeği itiraf etmede bir sakınca olmadığı kanaatindeyim.

2014 Nobel ödüllerinin sahiplerini bulduğu, yerkürede yaşayan insanların dikkatlerinin, İsveç’te dağıtılan, Nobel ödülleri sahiplerine takdim edildiği bir süreçte, dikkatlerimizden kaçan bir gerçeği burada analiz ederek okuyucularıma sunmak isterim.

İsveç’te, dağıtılan Nobel ödülleri arasında, en önemli yer tutan, Nobel Barış ödülü 2014 ‘de sahiplerini bularak, 2 barış aktivisti tarafından, Malala Yosufzay ve Kailash Satyarthi, Hindistan'ın tanınmış çocuk hakları aktivistleri arasında yer alıyor, paylaşılmıştır.

Malala Yosufzay 2014 Nobel Barış ödülünü paylaşan Pakistanlı küçük yaşta kendisini Barış için adayan, genç bir bayandır. Malala Yosufzay Pakistan’ın Taliban gibi ortaçağdan kalma, zihniyete sahip çetelerin etkin olduğu, Svat Vadisi'nde yaşayan eğitim ve kadın hakları konulardaki aktivistliğiyle tanındı ve kız çocukların okuması için yürüttüğü kampanyalar nedeniyle ülkede uluslar arası planda tanınarak, sembol isim haline geldi.

Malala Yosufzay, çocuk aktivist, kız çocuklarının eğitimi için verdiği mücadele dolayısıyla 2011 yılında Pakistan hükümetince verilen "ulusal barış ödülüne" layık görüldü.

Malala Yosufzay, bu vb. faaliyetlerinden dolayı, kendini, ‘islamcı’ ‘allah adına’ hareket ettiğini dile getiren, her fırsatta, ‘tek bir’ getirerek, topluma kan kusturan, çağdışı zihniyetin sahiplerinden, Taliban canilerinin hedefi olarak seçilmiştir.

Taliban çeteleri, Malala Yosufzay’ı, Taliban'ın ölüm listesinde yer vererek hedef haline getirmişlerdir. Yusufzay, 9 Ekim 2012 tarihinde okuldan eve dönerken Taliban'ın düzenlediği silahlı saldırıda başı ve boynundan vuruldu. Saldırıyı izleyen günlerde Ravalpindi kentindeki askeri hastanede tedavi altında olan Malalanın sağlık durumu ciddiyetini korudu. 15 Ekim'de Ambulans bir uçakla İngiltere getirilerek tedavisi yapıldı.

Malalanın babası, kızının vurulması ve hedef gösterilmesine ilişkin şöyle demektedir; “ülkemizi terk etmeyeceğiz. Kızım yaşasa da yaşamasa da terk etmeyeceğiz. Taliban, özgür sesleri kurşunların gücüyle susturamayacak” diyerek kızının arkasında olduğunu kamuoyu ile paylaştı.

Yeniden yaşama merhaba diyen, Malala Yosufzay Taliban çeteleriyle aynı ortam yaşamak, kız çocukların, kadınların Taliban çeteleriyle aynı havayı solumanın zorluklarını kaleme aldı. Malala Yosufzay’ın, yazıları uluslar arası alanda ses getirdi.

Malala Yosufzay yaşamını kendisini adadığı kız çocuklarının eğitimi konusunda aktivist olarak devam ettirme de, ısrarlı davrandı. Malala Yosufzay bu vb. Faaliyetlerinden dolayı, 2014 Nobel Barış ödülüne aday gösterildi. 2014 Nobel Barış ödülünü, birlikte paylaştığı aktivist ise, Kailash Satyarthi, Hindistan'ın tanınmış çocuk hakları aktivistleri arasında yer alıyor. Satyarthi, faaliyetlerinden dolayı daha önce aralarında Aachen Barış Barış Ödülü'nün de bulunduğu birçok ödül aldı. Uluslar arası kamuoyunun tanıdığı bir simadır.

Malala Yosufzay;

Malala Yosufzay’ın, Kamuoyunda öne çıkarılmayan, ama hasıraltı edinmek için sermaye çevrelerince çaba harcanan bir yönü daha vardı. Sermaye çevrelerine hizmette kusur etmeyen medya kuruluşlarının çabasına rağmen, bir Malala Yosufzay gerçeği daha vardır. Bu gerçeği okuyucularımla ve kamuoyu ile paylaşılmasında yarar vardır.

Malala Yosufzay; ‘'sesimi, seslerini duyuramayanlar için yükseltmeye çalışıyorum'' diyerekten, sessiz çoğunluğun, sesi, dili oluyor ve duygularını dile getirerek yığınlara bir mesaj vermekteydi. Malala Yosufzay’a, sahip çıkma yarışına giren sermaye çevreleri ve medya grupları bu gerçeği gözden kaçırmak için özenle çaba göstermiştir.

Malala Yosufzay kendini aynı zamanda, Marksist bir aktivist olarak ta, tanımlamaktadır. Malala Yosufzay; ''Bir devrimci ve Marksist olduğumu gururla söylüyorum. Tüm düşmanlarımız ve dostlarımız başarımızı görmektedir. Belki bir devrim gerçekleştiremeyiz fakat Bolşeviklerin yaptığı gibi bu gayemizi bir zafere dönüştürebiliriz."

Malala Yosufzay bir konuşmasında;"Sosyalizmin tek çözüm olduğu kanaatindeyim ve tüm yoldaşları bu mücadeleyi muzaffer bir sonuca çıkarmak için teşvik ediyorum. Bizi gericilik ve sömürünün zincirlerinden yalnızca bu kurtaracaktır"

Malala Yosufzay’ın Marksizme ve Sosyalizme, Bolşevizme vurgu yapması, insanlığı geleceğinin ‘tek çözüm yolu sosyalim’’ olduğunu sunması önemsenmelidir.

Genç yaşta, kadınlar ve çocuklar için mücadele yürütecek, bu mücadelesinden dolayı, faşist çetelerin hedefi olarak kurşunlanacak, uluslar arası planda öneme sahip, Nobel Barış ödülünü alacaksın, yukarda söz konusu olan konularda açıklamada bulunacaksın, önemsenmelidir.

Önemsenmelidir, çünkü her fırsatta, ‘’başörtülü bacıma haksızlık yapılıyor’’ ‘’esma’ya atılan kurşunlar’’ edebiyatı yapanlara inat, Malala Yosufzay ve açıklamaları önemsenmelidir!

Selam olsun, Malala Yosufzay sana!

Aliekber Pektaş 15 Ekim Pazar 2014

Face:aliekber.pektas
Twitter: @AliekberP

2 Temmuz Sivas'ta Turgut Öker'in Konuşması Neden Engellendi?

Aliekber Pektaş

2 Temmuz 1993 Sivas Madımak katliamı, uzun yıllardır Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla, Madımak katliamında yaşamını kaybedenlerin anılması ve katliamı düzenleyen yobaz, gerici faşist güçlerle birlikte, katliama sessiz kalarak destek veren Türkiye Cumhuriyeti devletinin kınanması her yıl yürüyüş ve etkinliklerle kınanmaktaydı.

Sivas Madımak Oteli'nde katledilen şehitlerin anılması, katliamın kınanması, yıllarca önce çok küçük kitlesel katılımların sağlandığı ortamlarda yapılmaktaydı. Devlet güçlerinin korku salarak, kitlesel katılımın yoğunlaşmasını engellemek çabası sürekli olarak gündemdeydi.

Avrupa Alevi hareketi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu AABF ve genel başkanı Turgut Öker önderliğinde kenetlenerek hareket eden kadrolar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu oyunlarını bozdu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Alevilere reva gördüğü katliam ve göz yaşlarını, tarihin sayfalarında kalmış bir vaka olarak görmesi ezber bozularak engellendi. Devlet toplumsal tepkilerin göz ardı edilmesini öngören bir anlayışa sahip olması dolayısı ile inkarcı davranmayı tercih etmektedir.

Turgut Öker önderliğinde başta AABF Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu olmak üzere Avrupa Alevi hareketinin kadroları, Devletin inkarcı, asimilasyoncu, katliamlara seyirci kalan ve toplumun tepkisini göz ardı eden ezberci anlayışını temelden bozan ısrarcı girişimleri takdire şayan bir davranıştır.

Turgut Öker başkanın ısrarcı, devrimci davranışı karşısında, devlet geri adım atmakla kalmamış, başta Aleviler olmak üzere, Türkiye demokrasi güçlerinin Sivas Madımak katliamı konusunda duyarlı olmasını ve harekete geçmesini beraberinde getirmiştir. Bu gerçeklik asla ve asla yadsınamaz bir gerçekliktir.

Bugün Sivas Madımak katliamı dolayısı ile On binler Sivas sokaklarında, katliamı lanetlemek için buluşuyorlarsa, ülkenin birçok alanında meydanlarda etkinliklere katılıyorlarsa, Turgut Öker önderliğinde Avrupa Alevi hareketinin önemli bir rolü olduğu asla yadsınamaz.

Geçtiğimiz, 2 Temmuz 2014 Çarşamba günü, Avrupa ve ülkemizin her köşesinden gelen On binler Sivas sokaklarını doldurarak, 2 Temmuz 1993’de semah çekerken ateşe duran, 33 canı ve 2 Otel çalışan can’ı, anmak için bir araya geldiler. Sivas ta buluşan On binler, kaybettikleri can’larını anarken, katliamı lanetleyerek, Alevi ve demokrasi güçlerinin kenetlenmesinin örneğini göstermekteydiler.

On binlerin, ‘Sivas Madımak katliamını unutmadık, unutturmayacağız’ ‘faşizme karşı omuz-omuza’ ‘Sivas yobazlara mezar olacak’ sloganlarının, çığlıklarının sonucu, gök yüzündeki bulutların atom parçacıklarına ayrıldığını izlediğimiz bir ortamda, kürsüden, (otobüs’ün) üzerinde, Alevi örgütlerinin ve demokratik kitle kurumlarının temsilcileri günün anlamına ilişkin konuşmalarını yapmaktaydılar. Bu konuşmalar katılımcı kitlelerce coşku ile karşılanmakta ve alkışlanmaktaydı.

Konuşmaların devam ettiği ve kitlelerin ilgi ile izlediği bir gerçekti. Bu Gerçekliğe paralel olarak, her yıl olduğu bu yılda, AABK Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel başkanı Turgut Öker’in konuşması beklenmekteydi. Turgut Öker başkanın her yıl vermiş olduğu mesaj, Katılımcı kitleler tarafından coşku ile karşılanmakta, ilgi ile izlenmekteydi.

2 Temmuz 2014 Çarşamba günü Sivas Madımak Oteli önünde yapılan mitingde, AABK Başkanı Turgut Öker’in konuşması, henüz açıklanmayan bir nedenle engellendi. Bu engellenmeye ilişkin, bugüne kadar ABF Alevi Bektaşi Federasyonu, ABF yöneticileri ve miting düzenleme komitesi tarafından henüz ikna edici bir açıklama kamuoyuna yapılmamıştır.

Gerekçesi ne olursa olsun, AABK Genel başkanı Turgut Öker’in konuşmasını engellemek ve Sivas Madımak katliamını lanetlemek ve kaybettikleri canlarını anmak için miting alanında bulunan kitlelere sesinin ulaşmasını engellemek, Avrupa alevi hareketine yapılmış büyük bir saygısızlıktır.

Bu saygısızlık sadece Avrupa Alevi hareketine karşı yapılmış saygısızlık olarak algılanmayacaktır. Aynı orantıda, Türkiye’de Alevilerin birliğine yapılan bir saygısızlık olarak ta, algılanacaktır.

Mikrofon her isteyen tarafından, konuşmak için kullanılırken, Dünyanın en büyük Alevi örgütlenmesi konumunu koruyan, AABK genel başkanına kullanıldırılmaması ve konuşması engellenmesi, mantıkla açıklanacak bir durum değildir.

Bugün ülkemizde Alevilerin daha çok birlikte ortak görüntü vermeye ihtiyaç duyulduğu bir süreçte, bu tarz anlamsız, kıskançlıklara dayanarak, başkalarının söz haklarını engellemek, Alevi etik anlayışı ile bağdaşmamaktadır.

Umarım, Sivas Madımak katliamı dolayısı daha fazla bütünleşme, birlikte bir çok etkinliklere ortak imza atma ve ortak hareket etme kabiliyetini kaybetmeden, gereken özen gösterilerek, AABK genel başkanı Turgut Öker’e yapılan bu haksız davranış görülür ve gereken yapılır.

Alevi hareketinin temsilcilerinin dikkatini çekmek isterim. Bizlerin birbirimizle uğraşma, ‘lüks’ümüz’ yoktur. Unutmayın ki, Alevi hareketinin temsilcilerine umut bağlayan milyonlarca Alevi ve Alevi dostu bulunmaktadır. Bu insanları hayal kırıklığına uğratma, ‘lüks’ümüzde’ bulunmamaktadır.

05 Temmuz 2014

Aleviler Siyasal Atılıma Hazırlanmalıdırlar

Sevgili okuyucular,
2015 yılı Haziran ayında, 11 Haziran Pazar günü ülke genelinde, TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisinde yer alan 550 Milletvekili yenilenecektir.
Seçimlerin alışıla gelmiş, topluma, Alevi camiasına sadece, mevcut sistemin kuralları çerçevesinde, inanç kimliğini bir kenara bırakarak, TBMM’de yer alan Partilerin arka bahçesi, bir bileşeni gibi davranmayı öğütleyen bir tabuyu yıkmak için, Aleviler siyasal hayata müdahale etmelidirler.
Gerek ülke genelinde, gerekse Avrupa ve yerkürenin değişik alanlarında yaşamak zorunda bırakılan, Anadolu ve Mezopotamyalı Aleviler, alışıla gelmiş bu gelenekselliği yıkmalıdırlar.
Örgütlü Alevi hareketlerinin, bu makûs talihi değiştirmek gibi ulvi bir görevlerinin olduğunu kabul etmelidirler. Tarihsel olarak, oynaması gereken rolü oynamanın zamanı geldi de, geçmektedirler.
Yeni yılın ilk günlerinden itibaren ülkemiz bir seçim havası ile şenleneceğe benziyor. Bunun AKP iktidarı tarafından, bir baskın seçim ortamına dönüştürülmesi beklenen bir durum olduğu gerçeğini de, gözden kaçırmamamız gerekmektedir.
11 Haziran 2015 veya erkene alınacak bir erken baskın seçim dolayısı ile Alevilerin hazırlıksız yakalanması durumunda, bir 4 yıl daha bekleme peronunda sıraya girmemek için, gereken tedbirler alınmalıdır. Düzen payandası olmak, birilerinin ‘arka bahçesi’ olmak veya ‘yedek kulübesin de’ beklemek gibi bir gerçekliği içimize sindirmemeliyiz.
Alevilere, örgütlü Alevi hareketlerine biçilen, bu ‘rolün’ peşinen kabulcüleri olmamak durumundayız. Bu nedenlerle, Türkiye siyasal yaşamına gereken hassasiyeti göstererek, Aleviler ve örgütlü Alevi hareketleri siyasal yaşama müdahale etmek için atılımlara hazır olmalıdırlar.
Türkiye siyasal yaşamına müdahale, bağımsız çizgilerini korumak, dik duruşlarını ön plana çıkararak, TBMM’de yer alan tüm Partilere mesafelerini orantılı olarak koruyarak olmalıdır. Aynı zamanda aktif siyasal yaşamda, doğrudan Alevileri temsilen yer almaktır.
Bu duruş, Alevileri bu aşamada yeni bir parti kurarak Türkiye siyasal yaşamına katılması anlamını taşımamalıdır. Uzun vade de, belki düşünülebilir bir durum olarak, Alevilerin ajandasında olabilir. Alevilerin sorunlarını esas alan, başka partilerin, ‘arka bahçesi’ ‘ yedeklemeleri’ gibi konumlarından uzaklaştıran bir yapılanma, organize olarak bir Partileşme sürecine girilebilir.
Bugün böyle bir girişim erkendir. Türkiye siyasal yaşamının içinden geçtiği süreci ele aldığımızda, kazanımlarımız detaylıca analiz edildiğinde, aceleci ve erken bir davranış olacaktır. Genel seçimlere çok kısa bir sürenin kaldığı dikkate alınınca, kendi aklımızla alay etmek gibi duruma düşeriz.
Peki, dik duruş, bağımsız siyasal duruş ne anlama gelmektedir.
Aleviler, demokratik alevi örgütleri, kendi özgün programları etrafında asgari bir bütünlük sağlayarak ortak noktalarını belirlemeli.
Siyasal yaşamdan, TBMM’den beklentilerinin neler olduğunu etraflıca belirlemelidirler. Türkiye siyasal sahnesinde yer alan, Partilerle bir araya gelerek, ortak taleplerini dile getirmeli ve bu taleplerine paralel olarak, siyasal sahnede kendilerine düşen görevleri yerine getireceklerini yüksek sesle dile getirmelidirler. Bu vesile ile Alevilerin temsilcilerinin doğrudan TBMM çatısı altında temsil edilmesini sağlayan girişimlerinin olacağını açıkça ilan etmelidirler.
İçlerinde yer alacakları, ortak hareket edecekleri Partilerin asgari düzeyde programı ve işlerliğine uygun davranışların, aleviler içinde geçerli olduğunu baştan kabul etmeliyiz.
Siyasal sahnede yer alan partilerin, programları ve seçim bildirgelerinin, Alevilerin bu taleplerini karşılayacak olgunluğa sahip olup olmaları dikkate alınmalıdır.
Alevilerin bağımsız siyasal duruşlarına saygılı davranan, bu duruşu anlayan ve birlikte hareket etmek isteyen, siyasal parti ve aktörlerle ortak hareket etmek, hedeflerimiz arasında olmalıdır
Özenle bir noktanın altını çizmede yarar var. Kürt ulusal hareketi, 30 yılı aşkın kararlı mücadelesinin yanında, aynı paralellikte, Türkiye siyasal sahnesinde, TBMM çatısı altında yürüttükleri, bağımsız siyasal ve kararlı duruşları sayesinde, birçok kazanımlar elde etmişlerdir. Bugün bunun meyvesini ve ürününü toplamaya hazırlanmaktadırlar.
Bu bizler açısından özenle dikkate alınmalıdır. Alevilerin kendi bağımsız siyasal duruşları, TBMM çatısı altında yaratacakları bir oluşum, Alevilerin sorunlarının çözümünü, hızlandıracak ve sorunlarının ilk elden takipçilerinin olmasını sağlayacaktır. Bu ise, Alevi toplumunda bir özgüven yaratarak geleceğe ilişkin öngörülerini sağlıklı kılacaktır.
Partilerin, Alevi oylarını yedeklemeye yönelik, faaliyetlerine dikkat çekerek bu tarz politik argümanlardan uzak durmalarını önemle belirtmeliyiz.
Nedir, bu yedekleme argümanları? Alevi kanaat önderleri, Alevi örgütlerindeki kurum yöneticilerinin, tek-tek kafalanarak, şu veya bu yerden aday-adayı veya aday gösterilerek, partilerinin payandası durumuna getirilip, Alevilerin bağımsız siyasal duruşlarının önüne geçme girişimlerinin, tehlikelerini detaylıca anlatmak durumundayız.
Geçmiş süreçte, bu vb. durumların yaşanıldığı göz önüne alındığında, Alevi hareketine verilen zararların önemini kavramış durumdayız.
Bağımsız siyasal Alevi duruşu sergileyen Alevi kanaat önderleri, Alevilerin örgütlü hareketleri, bu konuda yürüttükleri faaliyetleri, özelikle Türkiye sayasal yaşamında yer alan Partilerle görüşmelerini, vardıkları sonuçları, başta alevi kitleleri olmak üzere demokrasi güçleriyle şeffaflıkla paylaşmalıdırlar.
Şeffaflık, paylaşımcılık, güveni, güven ise yığınların harekete geçmesinin sağlayacak en önemli etkendir. Kapalı kapılar arkasında yapılan, pazarlıklar, (alevi kurumlarını tenzih ederek yazıyorum) halklarımızın ve Alevilerin tevazu gösterdiği bir olgunluk değildir.
Aleviler, 2015 Haziran’ı, genel parlamento seçimlerine kendilerini, hazırlıklı olarak zinde hissetmeleri ve siyasal atılımlara hazır olmaları için, gereken önem ve özeni göstererek faaliyetlerine başlamalıdırlar.
Önümüzdeki süreçte konuya ilişkin daha fazla netlikte yazılarımda buluşmak dileği ile!
Aliekber Pektaş 10 Kasım 2014
Face:aliekber.pektas
Twitter: @AliekberP

Yol TV

Yol Club

Yazarlar


IMAGE

Asure ve Laiklik
Salı, 25 Ekim 2016
Turan Eser Ankara...
IMAGE

Reina katliamını lanetliyorum
Pazar, 01 Ocak 2017
Ali Kenanoğlu...
IMAGE

Benim Oy'um, HAYIR!
Salı, 24 Ocak 2017
Aliekber...
IMAGE

Saraç'tan suç duyurusu çağrısı
Cuma, 03 Nisan 2015
Nejdet Saraç...
IMAGE

Türkiye’de Alevi olmak
Perşembe, 13 Mart 2014
Ercan Geçmez...
IMAGE

AKP Halka Hesap Verecek
Salı, 05 May 2015
GÜLBEY KÖSEOGLU...
IMAGE

Xızır Orucu
Perşembe, 16 Şubat 2017
Ali Rıza Ulucan...
IMAGE

ADOLF TAYYİP ERDOĞAN KÖLNDE ÇOK MUTSUZDU
Pazar, 25 May 2014
Alaattin Şahan...
IMAGE

Biz Berkin'iz. Ağlama ulan, ses ver!
Perşembe, 13 Mart 2014
Ece Temelkuran...
IMAGE

Kapanmayacak Bir Yara
Cuma, 04 Temmuz 2014
Murat Meriç...

Link1 | Link2 | Link3

Copyright © 2014. All Rights Reserved.