• İslam-Alevi İnanç Toplumu (IAGÖ) ve ilgili organlarına!

    İslam-Alevi İnanç Toplumu (IAGÖ) ve ilgili organlarına!

  • Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

    Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

  • Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

    Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

  • Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

    Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

  • Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

    Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

Türkiye Cumhuriyeti ‘Anonim Şirketi’

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Eeeyyy Türkiye toplumsal katmanları, Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Rumlar, Ermeniler fraklı uluslara aidiyeti olan halklarımız, artık bir ‘sorununuz yok’ çünkü Türkiye Cumhuriyeti, ‘anonim şirketi’ var.
Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar, Ortodokslar, farklı inançlara, dinlere mensuplar, sizlerinde artık bir, ‘sorunu yok’ çünkü nur topu gibi doğmuş, Türkiye Cumhuriyeti, ‘anonim şirketiniz’ var.
Evet, hükümdar, padişah, Ankara beş tepe, ‘kaçak sarayın’ çeşni başı, Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı, R.T. Erdoğan, ‘T.C. anonim şirketinin’ genel müdürü açıkladı, ‘Türkiye bir anonim şirketi gibi yönetilmelidir’
Aslında geç kalmış bir açıklama, çünkü zaten Türkiye Cumhuriyeti bir anonim şirketi gibi yönetilmektedir. Anonim şirketin son dönemlerde sermayesi, yeşil Arap sermayesidir. Uluslar arası alanda dolaşan, ismi ne kadar, ‘sıcak para’ olsa da, spekülatör mafya mensuplarının dolaşıma soktukları, yeşil dolardan oluşmaktadır. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası İMKB bünyesinde dolaşan paraların kaynağını araştırdığınızda, ortaya çıkan sonucun, ne kadar kirli olduğunu görmeniz mümkündür.
Ülkede kuş dahi uçsa, İMKB etkilenir, İMKB deki en ufak bir sarsıntı, iktidarları önemli derecede tedirgin eder. Hatta hükümetler yıkılır, yeniden kurulur. 12 yılı aşkın süredir AKP iktidarı bir fiil İMKB den, İMKB spekülatörlerinin, faiz lobilerinin yarattığı kaynaktan beslenmektedir.
Son dönemlerde palazlanan, ‘yeşil sermaye’ gruplarının, yeni dönemim patronlarının, piyasada dolaşan kayıt dışı, kaynağı belli olmayan ABD dolarları sayesinde zenginleşerek, Türkiye Cumhuriyetini, ‘anonim şirketine’ çevirdiklerini bilmeyen var mı?
Hükümdar, ‘kaçak sarayın’ beylerbeyi R.T. Erdoğan geç kalmıştır. Ama yinede hatırlatmasında yarar vardır.
En azından, ‘bana ne’ ‘ben aldığıma bakarım’ ‘yatağıma uzandım, gözlerimi kapadım, rüyalarıma dalarım’ diyenlerin, kulağına kar suyu kaçırmasına neden olabilmiştir.
Ülkemiz bir ‘anonim şirket’ gibi yönetilmezse idi, emekçiler sokağa çıktıklarında, ücretlerinin artırılması için greve gittiklerinde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, ‘anonim şirketin’ yasaları, güvenlik güçleri, gaz bombası, TOMA ları, ile neden karşılaşsınlar?
Türkiye Cumhuriyeti, ‘anonim şirketi’ gibi yönetilmiyorsa, neden, ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanlarının, bakanlarının, çocuklarının evlerinde, bürokratların, evlerinde para kasaları, para sayma makineleri, ayakkabı kutularında saklanan ABD doları, Avrupa para birimi Euro’lar bulunsun?
Bu durumu açıklamak, ‘biz demokratik ve hukuk devletiyiz’ tekerlemeleriyle ifade edilen açıklamalarla mümkün mü? tabiî ki değildir.
Türkiye Cumhuriyeti, biz zati Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan tarafından açıklandığı üzere, ‘anonim şirketi’ gibi yönetilmektedir. İsmi, TCAŞ Türkiye Cumhuriyeti ‘Anonim Şirketi’ şirketin genel yönetim merkezi Ankara beş tepedeki, ‘kaçak saray’dır. Şirketin genel müdürü, R. T. Erdoğan'dır.
Şirketi mali danışmanları, Yiğit Bulut, (yiğit bulut ne öngörürse, Türkiye ekonomisi tersine hareket etmektedir) bir bilgi notu olarak bilinmesinde yarar var.
Türkiye Cumhuriyeti, ‘anonim şirketi ne’ bağlı tek-tek iş alanları ise, yasama kurumları, yargı kurumları, güvenlik kurumları, parlamento, hükümet vb sayabiliriz.
O zaman sormak gerekir. Ahmet Davutoğlu kimdir? Anonim şirket içinde, hangi birimin başındadır? Peki, bakanlar, bakanlara bağlı bürokratlar, ne görev üstlenmişlerdir, ‘anonim şirkette’?
Bir noktanın altını çizmeden geçmek doğru olamazdı. Çivisi çıkmış, kokuşmuş, bataklığa sürüklenmek için en küçük rüzgâr da, yerine yeller esecek bir, ‘anonim şirket’ ne yapalım ki böyle!
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere,
Aliekber Pektaş 17 Mart 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Avrupa alevi hareketi cephesinden seçimler

Ali Ekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Avrupa alevi hareketi cephesinden, Haziran 2015 genel seçimlerine yaklaşımı ve bakış açısı nasıl olmalıdır. Avrupa alevi hareketi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK konuya ilişkin ilkeli tavrını tüm bileşenleriyle sürdüre gelmektedir.
Avrupa Alevi hareketinin, tartışmasız örgütlü gücü AABK geçtiğimiz Ocak ay’ında, Danimarka da, kendi bileşenlerinden oluşan Federasyonları bir araya getirerek Haziran 2015 seçimlerine yönelik olarak ortak karar almış ve bir deklarasyon olarak kamuoyuna yönelik beyan etmişti.
Avrupa alevi hareketi, AABK tarafından önemsenen ve kamuoyuna açılanana deklarasyon, ülkemizin içinden geçtiği, ekonomik siyasal durumun, sürecin detaylı bir değerlendirmesini yapmıştır. Ve bu süreçlerden yola çıkarak Haziran 2015 TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi, Parlamento seçimlerinin önemi dolayısı ile gündemine alarak detaylarıyla değerlendirmiş, ilkeli ve dik bir duruş tavrı belirleyerek kamuoyuna deklere etmişti.
AABK, Ocak 2015 de Danimarka toplantısında kaleme aldığı deklarasyonda;
‘’Avrupa’daki Alevi kurumları olarak, kurulduğu tarihten bu yana Alevileri yok sayan, inkâr edip, asimile etmeye çalışan devletle her daim aramıza mesafe koyduk ve bugüne kadar yaşanan tüm Alevi katliamlarının arkasında devletin olduğu gerçeğini bilerek hareket ettik. Kurumumuz, Alevileri katlederek yok edemeyeceğini anlayan devletin, asimilasyon politikalarıyla uyumlu "kendi alevisini" yaratma çabalarına da her zaman karşı durmuştur. Hızır Paşa sofralarını reddeden tavrımız, devlet eliyle sunulan dönemsel ve bireysel çıkara dayalı pazarlıkları ve işbirliği taleplerini geri çevirmiştir.’’
AABK deklarasyonunun bu bölümde Alevilerin bağımsız duruşu ve devletin ‘kendi alevilerini’ yaratma politikasına alet olunmayacağı ve devletle olan mesafelerini koruyacağını, esas olarak konunun önemi dolayısı ile vurgulamaktadır.
Bu tavır aleviler cephesinden önemsenmelidir. Devletin ‘alevisi’ olmak, Aleviliğin asimilasyonunu kolaylaştırmak ve Aleviliğini katledilmesinin yolunu açmak demektir. Yüzlerce yıldır, iktidarlar Aleviliği yok etmek için verdiği uğraşlardan bir tanesi de, devletin, iktidarın Aleviliğini yaratmak olmuştur. Aleviliği yok etme uğraşlarının, bir ayağı da, Türkiye cumhuriyeti devletinin kendisidir. Alevileri asimile etme uğraşlarında, devletin ‘alevisini’ yaratma konusunda, Türkiye Cumhuriyeti devleti, bunun çok somut örnekleriyle bezenmiştir.
Bu bağlamda AABK nın; ‘’Avrupa Alevi hareketi hiçbir siyasi oluşuma eklemlenmeden, kamuoyu tarafından bilinen talepler çerçevesinde ve eşit koşullarda oluşturulacak tüm demokratik ittifaklarda yer alacaktır. Alevi toplumunun rızasının alındığı, gerekli kurullarca değerlendirmelerin yapıldığı ve elde edilen bilgilerin şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşıldığı bir yöntemi doğru buluyoruz. Önümüzdeki dönemde yapılacak olan görüşmeler kapsamında en önemli kriterimiz; gözden uzak otel lobilerinde veya gizli toplantılar çerçevesinde kurumsal olmayan tüm görüşme taleplerini geri çevirmek olacaktır. Tabanımızın bilgisi ve rızası dâhilinde, toplumsal taleplerimiz seçim bildirgelerinde yer aldığı tüm demokratik oluşumlarla görüşmeye hazırız.’’
Yukarda ki, deklere edilen ilkeli tavrını sürdüren, AABK Haziran 2015 seçimlerine ilişkin, somut tavrını, bizzat i, kendi kitlelerine, tabanına, kadrolarına danışarak, birlikte karar alma ve birlikte hareket etme kabiliyetini, sağlamak, danışma toplantısı düzenlemek için harekete geçmiştir.
14 Mart Frankfurt AKM toplantısı,
AABK, kadrolarını, tabanını bir araya getirecek olan ve Haziran 2015 genel seçimlerinde nasıl davranmalıyız ve birlikte almış olduğumuz doğru kararları nasıl harekete geçerek uygulamalıyız konulu danışma toplantısı düzenlemektedir.
14 Mart Cumartesi düzenlenecek olan AABK Frankfurt toplantısı, seçim sürecine ilişkin ortak tavrımızı ve faaliyetlerimizi birlikte organize etmek için, karar altına alacağımız bir toplantı olacaktır.
AABK kadroları ve tabanı, bu toplantıya gereken önemi vererek, hazırlıklı, karar alma ve kararlarını uygulama öngörüsüyle katılmayı hedeflemelidirler.
Bu seçimlerde aleviler edilgen, başka partilerin ve kurumların arka bahçesi veya oy deposu görünümünden kendilerini kurtardıkları ve kendi siyasal pencerelerinden yaklaştıklarını, kitlesel olarak beyan etmeyi ortak karar alarak harekete geçmeyi hedeflemelidirler.
AABK ve kitleleri, kadroları bir gerçekle karşı-karşıyadırlar. Haziran 2015 seçimlerinde bağımsız, dik duruşlarını ve alevi dünyasının gerçekliğini yansıtma görevini, hakkıyla yerine getirme çabasında olmalıdırlar.
Bu kararlılıkla hareket ettiğimizde, başarılarımızı geleceğe olan yeni projelerimizi toplumla paylaşmada daha atak davranacağımızı bilmeliyiz.
Alevilerin sorunları, alevi kurumsal kimliği ile TBMM çatısı altında yer alarak, bizzat alevi milletvekilleri tarafından, TBMM kürsüsünden neden dile getirilmesin?
Bunu başarabiliriz yeter ki, örgütsel birliğimizin, sembolü olan AABK çatısı altında, birlikte ilkeli, dik duruşumuzu kararlılıkla sürdürme becerisini gösterelim!
Yeni toplum yaratma, demokrasi mücadelesinde yerimiz almak ve Alevilere yakışır bir davranış içinde bulunmak için, ortak karar alma, kararlarımızın arkasında durma becerisini göstermeliyiz!
14 Mart 2015 Cumartesi Frankfurt AKM de buluşmak dileğiyle!
Aşk ola!
Aliekber Pektaş 02 Mart 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Alevilerin, siyasal kimlik sorunu! 4

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Bu başlık altında son yazımı, ittifak politikası ve aleviler, kimlerle nasıl ve neden ittifak yapmalıdırlar. Bu ittifak, gelinen aşamada, Haziran 2015 seçimlerini de, göz önünde bulundurduğumuz da, önemsenmek durumundadır.
İttifak, birden fazla tarafların kendi aralarında, ortak davranışlarını, aynı hedefe varmak için birlikte hareket etme becerisidir.
Farklı tarafların, ortak hedefe daha güçlü yürüme, başarı elde etme, konsolide ettikleri kitleleri, harekete geçirme kabiliyetini yaşama geçirmek için ittifak arayışlarına girdikleri bilinmektedir.
Aleviler, kendi dışında, farklı taraflarında, ortak hedefleri olan kurum ve kuruluşlarla ittifak yapması ve ortak düşmana karşı daha güçlü birliktelikler oluşturması önemsenmelidir.
Aleviler açısından ivedilikle yapılması gereken ittifak, diğer toplumsal katmanlarında önlerinde duran, ülkemiz Türkiye de, AKP devletine ve faşizmine karşı, Haziran 2015 seçimlerinde, ortak hareket edecek, demokratik güçlerle ittifak yapabilmektir.
AKP devleti ülkeyi felakete sürüklemek için elinden gelen her çabayı göstermektedir. AKP devletinin çabalarının altında, bölge coğrafyasında, yeni bir Irak, Suriye yaratmak yatmaktadır.
AKP Haziran 2015 seçimlerinde arzuladığı seçim sonuçlarını elde ederse, bölge coğrafyasında, yeni kamplaşmaların, katliamların, yaşanacağı ve kan gölüne çevrilmesinin bir an meselesi olduğu gerçeğini kavramalıyız.
AKP devletinin, faşizminin engellenmesi mümkündür. Başta aleviler olmak üzere, Kürtler, sosyalistler, sosyal demokratlar, devrimciler, tüm demokrasi bileşenleri, ortak bir platform çerçevesinde bir araya gelerek, ittifak oluşturup harekete geçebilirler. En azından, sadece Haziran 2015 seçimlerini kapsayan, ittifak içinde yer alınabilinir.
Toplumda oluşan, AKP devleti, faşizminim, ‘ne olursa, olsun’ önünün kesilmesi fikri ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ülkemiz Türkiye’nin bir felakete doğru sürüklendiği, Ortadoğu bataklığına, savaş ortamının içine sürüklendiği fikri, giderek yaygınlaşmaktadır.
Türkiye ve Kürt coğrafyasında yaşayan toplumsal katmanların, bu tedirginlikleri göz önünde bulundurduğunda, demokrasi güçlerinin, AKP devleti karşısında, ittifak yaparak, ortak noktada yoğunlaşması kaçınılmaz olmuştur.
Kitlelerin bu talepleri karşısında kayıtsız kalınamaz. Mevcut seçim yasları ve siyasal parti yasaları, sadece parmakla sayılı partilerin bu seçimlerde, TBMM çatısı altında ye alacağını bilmekteyiz. Öyleyse, seçim taktiklerimiz, ittifaklarımız, mevcut durum göz önünde bulundurularak yapılmak durumundadır.
Toplumsal katmanların arzusu, geniş yelpazede bir ittifakın oluşturulmasıdır. Böyle bir ittifak gerçekleşmediği koşullarda, seçimlerde TBMM’e girme olanaklarına sahip, CHP cumhuriyet halk partisi ve HDP halkların demokratik partisinin, parlamentoya girmesi ve arzuladıkları başarıların elde edilmesi için, gereken özen gösterilmelidir.
Ancak böyle bir ittifak oluştuğunda, AKP devletinin, R.T. Erdoğan’ın, ülkeyi korkunç geleceğe sürüklemesi engellenebilir. HDP halkların demokratik partisinin, TBMM’de ye alması önemsenmelidir. AKP devletinin çoğunluğu sağlayarak, TBMM’i parti bürosu gibi kullanmasının önüne geçilebilir.
Ancak böyle birliktelik, AKP devletinin, faşizminin önünü kesebilir. Konuya ilişkin Avrupa Aleviler Birliği Konfederasyonun, deklarasyonu önem arz etmektedir.
Avrupa da yaşayan yoğun bir alevi nüfusu bulunmaktadır. Bunların önemli bölümü, seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Avrupalı aleviler, kendi kurumları AABK ın açıklamaları doğrultusunda tavır alacaklarından tabiî ki kuşkumuz yoktur.
AABK seçimlere yönelik deklarasyonun da; ‘’Avrupa Alevi hareketi hiçbir siyasi oluşuma eklemlenmeden, kamuoyu tarafından bilinen talepler çerçevesinde ve eşit koşullarda oluşturulacak tüm demokratik ittifaklarda yer alacaktır. Alevi toplumunun rızasının alındığı, gerekli kurullarca değerlendirmelerin yapıldığı ve elde edilen bilgilerin şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşıldığı bir yöntemi doğru buluyoruz. Önümüzdeki dönemde yapılacak olan görüşmeler kapsamında en önemli kriterimiz; gözden uzak otel lobilerinde veya gizli toplantılar çerçevesinde kurumsal olmayan tüm görüşme taleplerini geri çevirmek olacaktır. Tabanımızın bilgisi ve rızası dâhilinde, toplumsal taleplerimiz seçim bildirgelerinde yer aldığı tüm demokratik oluşumlarla görüşmeye hazırız.’’
Bu yaklaşım, ciddi ve ilkeli bir yaklaşımdır. AABK’nın yaklaşımı umarız kendini ittifaka hazır hisseden ve toplumsal sorumlulukları olan kurumlarında dikkatini çeker.
Samimi ve içtenlikle davranıldığın da, demokrasi bileşenlerini oluşturan güçlerin, oluşturacakları ittifak, AKP faşizminin önünü kesebilir.
Haziran 2015 seçimleri ve demokrasi güçlerinin seçimde edecekleri başarılar, AKP devletinin ve R.T. Erdoğan’ın, başkanlık özlemleri, aslında AKP faşizminin geleceğe olan tasarımları engelleyebilir.
En azından bu seçimlerde, bu ittifakı, mutlaka ama mutlaka gerçekleştirmek görevi ile karşı-karşıyayız. Çünkü yarın, ‘neden’ ‘keşke’ ‘yapabilseydik’ gibi söylemlerin bir anlamı kalmayacakladır.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere
Aliekber Pektaş 26 Şubat 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Alevilerin siyasal kimlik sorunu!2

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
25. dönem Parlamento, TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni dönem 7 Haziran sonrası çalışmalarına başlayacak.
Bir önceki yazımda alevi kökenli adayların çeşitli partilerde yer alarak, seçildiklerinde 25. Parlamentoda TBMM çatısı altında görev yapacaklardır. Böyle bir durum, Alevileri, bizleri tabiî ki sevindirmiş olacaktır.
550 Milletvekilinin yer alacağı TBMM de alevi kökenlilerin yer alması, hatta yoğun bir şekilde yer almaları sevindirici olacaktır. Ülke nüfusunun, % 30 nu oluşturan bir toplumsal kesitin, nüfus oranları ölçüsünde temsil edilmeleri demokratik olanıdır.
Ama yinede, nüfusumuz oranında temsiliyet, burası Türkiye cumhuriyeti, böyle bir durumunun mevcut şartlarda oluşmasını beklemek biraz saflık olur.
Söz konusu demokratik ortamı yaratmak mümkün mü? Kanaatimce mümkündür. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve demokrasinin kurum ve kuralları ile işlemesi durumunda, bu gerçeklik olasıdır.
Aleviler demokratik Türkiye’nin yaratılmasının motor gücü olabilir. Önemli olan, Alevilerin bu konuda uzun soluklu, yol haritalarını oluşturarak enerjilerini bu konuda harcamalarıdır.
Aleviler, seçimlerde hatırlanan ve sorunlarının, ‘malboro paketlerine yazılan’ not alınanlar olmaktan, kendilerini kurtardıkları zaman, siyasal hayata realist olarak katıldıkları zaman, neden olmasın.
Aslında aleviler, eski aleviler değillerdir. Artık modern alevi örgütlenmeleri 25. yılını geride bırakmıştır. Yüzlerce yıllık, ocak ve dergâhları, artık modern tarzda Alevi Kültür Merkezler, Cem evler, vb örgütlenmelerle yeni bir aşamaya ulaşmış, bu alanlarda sadece ibadetlerini yapmıyorlar. Edebiyat, felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi vb. konularda toplumu yakından ilgilendiren sorunlara ilişkin, düşüncelerini harmanlamaktadırlar. Harmanlamalar dan, bir senteze ulaşmak için çaba harcamaktadırlar.
Ortaklaşan ve harmanlaşan düşüncelerini bir senteze ulaştırarak, yeniden hayata, pratiğe dönmesi için çaba yoğun bir uğraşın içindeler.
Bütün bu çabaların bir karşılığı olmalıdır. Bu karşılık asla, siyasal düzlemde, alevi kökenli Milletvekillerinin, TBMM’de yer alan partilerde ‘utangaç’ davranan kişilikler olamamalıdır.
Aleviler artık tarih sahnesine, siyasal alanda kendi bağımsız, öngörülerini, ulaştıkları sentezleri siyasal yaşamın pratiğine sokacak örgütlenmelere ihtiyaç vardır.
Aleviler aceleci davranmak durumunda değillerdir. 7 Haziran 21015 seçimlerinde, ulaştıkları sentezi uygulamak durumunda değillerdir. Uzun erimli, geleceği yakalamaya, iktidar perspektifini hedefleyerek hareket etmek durumundadırlar.
Komşu ülke Yunanistan halkalarının özverisini, SRİYZA ile yakaladığı başarıları yakından izlemeliyiz. Çıkarılacak önemli dersler olduğunu bilmek durumundayız.
Sayılı günler var. 7 Haziran Parlamento seçimlerine. 7 Haziran 2015 genel seçimlerine yönelik te, yapılacak birçok şey vardır. Her şeyden önce, seçimlere hazırlanırken, 25 yıllık süreçte yarattığımız modern örgütlenmelerimizi göz bebeğimiz korumayı ve yıpratılmamasını sağlamalıyız.
Kurum yöneticilerimiz, partilerin kapılarında kuyruğa girerek, kurumlarımıza, ‘helal’ getirmemelidirler. Hangi partilerden aday olacakları, kendi sorunlarıdır. Öylede davranmalıdırlar. Alevi kurumlarını referans göstererek, farklı partilerde, bir militan ve nefer gibi faaliyet yürütmek, alevi kurumlarına zarar verir.
Alevi tabanından uzakta, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara, kurumlarımız alet edilmemelidir.
Bununla birlikte tabanın rızalığını almak, kurumsal kimlikleri ile temsili yet, kazanarak farklı ittifaklar bu seçimlere özgü olarak yapılabilir.
İttifak yapılırken, Alevilerin sorunlarına seçim bildirgelerinde yer verilmesi, önemsenmelidir.
1- Diyanetin, devletin dini kurumu olmaktan çıkarılması veya özerkleştirilmesine yer verilmesi.
2- Aleviliğin anayasal statüye kavuşturulmasına yer verilmesi.
3- Cem evlerinin ibadet olarak tanınması yasal zemin için, yer verilmesi.
4- 3 Mart 1924 de çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanunu ile gasp edilen, alevi dergâhları, vakıflarına ait taşınır veya taşınmaz mallarının geri iadesi için yer verilmesi.
5- Zorunlu din derslerinin vakit geçirmeksizin kaldırılmasına yer verilmesi.
İttifak tarafları alevi kurumlarının kurumsal kimliğini esas almalı ilişkiler kurumsal kimlikler üzerinden yürütülmelidir.
İttifak yapılacak güçler, parlamentoya girildiğinde, alevi parlamenterlerin genel kurallar dışında, bağımsız ve özgür hareket etme kabiliyetinin sağlanması önemsenmelidir.
Not; Bir sonraki yazım, konunun bağlamında, bir tartışma platformunun oluşturulması olacaktır.
Aliekber Pektaş 22 Şubat 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Avrupa alevi hareketi karar aşamasında

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Avrupa da örgütlü göçmenlerin en görkemli ve organize kurumu olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK, 14 Mart 2015 Cumartesi, Frankfurt Alevi Kültür Merkezi Cem evi salonunda geniş katılımlı bir toplantı organize etmektedir.
AABK Avrupa genelinde Alevi Federasyonlarına bağlı AKM başkanları ve delegelerini kapsayacak bir toplantı düzenlemektedir. Bu toplantıda, 7 Haziran 2015 de Türkiye de, yapılacak genel parlamento seçimlerinde, birlikte, AABK bileşenleri olarak nasıl hareket edeceklerini, AABK tabanı ile birlikte karar altına almak istiyor.
AABK kendi içinde demokrasiyi en geniş bir şekilde işleterek, kendi tabanın, alevi dünyasının Türkiye de, Haziran 2015 genel parlamento seçimlerinde yönelik olarak görüşlerini almak ve ortak karara varmak istemektedir.
Avrupa Alevi hareketi kendi bünyesinde, Türkiye’nin içinde bulunduğu objektif durumu ve genel Parlamento seçimlerinin önemi, Aleviler cephesinde nasıl karşılandığını tartışıp, birlikte seçimlere yönelik tavır ve faaliyet alanlarını belirleyecektir.
AABK, Avrupa’da yaşayan Aleviler, bir gerçeğin altını kalın kalemle çizmektedirler. AKP iktidarının, gelinen aşamada, Türkiye cumhuriyetini tüm kurum ve kuruluşlarıyla kuşattığını, sonuç olarak bir AKP devletinin oluştuğunu önemsemektedir.
Buradan yola çıkarak, AKP devletinin, genelde halklara düşman, özelde Alevilere karşı kindarca, düşmanca bir politika içinde olduğunu bilmektedir.
AKP devletinin, halklara karşı yaklaşımında, kendisi gibi düşünmeyen, hareket etmeyen, farklı etnik ve inançlara sahip toplumsal katmanları ötekileştirerek düşmanca yaklaştığı kamuoyunun dikkatlerinden kaçmamaktadır.
AKP devleti, iktidarda bulunduğu 12 yılı aşkın süre zarfında, sürekli olarak Türk İslam sentezi üzerine kurgulanmış politik bir öngörüye sahiptir. Hatta Türk ve İslam olmayan topluluklara karşı düşmanlık besleyerek, toplumu kamplaştırmak için çaba harcamaktadır.
Geldiğimiz aşamada, AKP devleti otoriter bir devlet yapılanması, açık faşizme doğru hızlı adımlarla yol almaktadır. R.T. Erdoğan’ın, ülkemiz için öngördüğü yönetim modeli, ‘’Türk tipi başkanlık modeli’’ aslında Türk tipi bir faşizmdir.
Söz konusu yönetim modeli, ülkemiz halkları için ne kadar tehlikeli olduğu bilinmektedir. AKP devleti, bir O kadar da, bölge coğrafyamızda yaşayan halklarımız içinde tehlikelidir. Bu tehlikenin, yakın geçmişimizde yaşanan bunca acılarla bölge halklarımıza düşmanca davranışı ile ortaya çıkmıştır. Bölge coğrafyasında bütün kötülüklerin temelinde, AKP devletinin de, parmağı olduğu gerçeğini görebilmekteyiz.
Eğer AKP devletinin bu tehlikeli gidişatı durdurulmadığında, yaşanılacak felaketlerin şimdiden düşünmek bile istemiyoruz.
AABK, Avrupa Alevi hareketi, bu gerçekleri yakından gözlemlemektedir. Bu nedenlerde, sorumluluğunun, görevlerinin fevkalade bilincindedir.
AABK, Avrupalı aleviler, AKP devletinin ilerleyişinin önünün kesilmesini önemsemektedir. Bu nedenle bir deklarasyon yayınlayarak, AKP karşıtı demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmelerinin gerekliliğine dikkat çekmektedir.
AABK, Avrupalı Aleviler, 2015 Haziran seçimlerinde, demokrasi bileşenlerinin ortak noktalarını ön plana çekerek, birlikte hareket etmesinde, yarar görmektedir. Bu birliktelik, demokrasi bileşenlerinden oluşacak bir ittifak ile AKP devletinin gidişatının durdurulabileceğine inanmaktadır.
AABK, Avrupalı Alevilerin tüm ısrarlarına rağmen, bu birliktelik ve ittifak gerçekleşmedi. Önümüzdeki süreçte, arzulanan zaman dilimi içinde gerçekleşmesi mümkün gözükmemektedir.
Bir noktanın altını çizmekte yarar var. Arzu edilen, tüm demokrasi bileşenlerinin birlikteliği gerçekleşmemiş olabilir. AABK, Avrupalı Aleviler olarak, yeni ittifakların oluşması için, bir noktaya yoğunlaşmakta yarar görmekteyim.
AKP devletinin ilerleyişinin önünün kesilmesinin bir yolu daha vardır. HDP, Halkların Demokratik Partisinin % 10 barajını aşarak, TBMM çatısında altında yer almasıdır. HDP barajı aştığında, böylece kendisinden seçim sisteminden kaynaklı hırsızlıkla çalınan oyların geri dönmesi sağlanacaktır. Böylece, AKP, TBMM de önemli bir güç kaybına uğrayacaktır.
HDP ile yapılacak seçim ittifakı, AKP devletinin tüm hayallerini suya düşürebilir. Aleviler bu ittifak içinde yer aldıklarında, kendine özgün ve kurumsal temsiliyetle, sorunlarını TBMM çatısı altında dile getirme fırsatı yakalayabilirler.
Bu seçim ittifakı, AKP devletinin önünde bir set oluştururken, aynı zamanda, HDP ile yapılacak bir ittifak, Alevilerin seçim ittifakı için ileri sürdükleri tüm koşulları karşılayan bir ittifak olacaktır.
Artık, Alevilerin kendi kimlikleriyle, kendi kurumsal varlıklarıyla özgün olarak, TBMM çatısı altında temsil edilmeleri mümkün olabilir.
Öyleyse neden, hayallerimizi gerçekleştirmek için harekete geçmeyelim!
14 Mart 2015 Cumartesi Frankfurt AKM de buluşmak dileğiyle!
Aşk ola!
Aliekber Pektaş 02 Mart 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Alevilerin siyasal kimlik sorunu!3

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Yazımın bu bölümünde, Alevilerin tartışma platformu yaratarak, kendi sorunlarını kendileri ve alevi dostlarıyla, gönüldaşlarıyla tartışmalarını konu almaya çalışacağım.
Aleviler, Alevi kurumları, gerek Avrupa’da ve gerekse de ülke zemininde, tartışmaları organize ederek sağlıklı bir sonuca varacak olgunluğa sahiptirler.
Neden bir tartışma platformuna ihtiyaç vardır. Neleri, hangi sorunları tartışacağız? Aleviler, alevi kurumları, ülke zemininde siyasal bir güç olmak zorundadırlar. Süregelmiş olan farklı siyasal güçlerin partilerin gölgesinde kalarak, farklı siyasal partilerin arka bahçesi görünümü vererek, ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşamazlar.
Süregelmiş, var olan partileri takip etmek, arkalarına takılmak, onlarla yetinmeye çalışmak, Alevileri var oldukları konumlarından daha ileri taşıyamaz.
Aleviler bir ezberi bozarak, kendi bağımsız siyasal duruşlarını sergileyecek ve kendilerini iktidar perspektifi ile donatarak, bu hedefe taşıyacak kurumsal kimliklerini yaratabilirler.
Bahaneler, aslında yorgunluğu, bezginliği ve miskinliği ifade eder. Türkiye politik arenasında yeterince, ‘parti ve kurumlar var’ bunlar zaten, ‘iktidar perspektifine sahipler’ yenisine, ‘ne gerek var’ tartışmaları, Alevilerin yaratacakları sinerjiyi kavramayanların ruh halidir.
Bugün iktidar sahiplerinin, AKP ve İslamcı çevrelerin, bir dönemler hayal bile etmedikleri ve Türkiye cumhuriyeti devletini tümüyle kuşatan, ‘azimlerini’ iyi algılamalıyız. Unutmayın, bazen düşman dan da, öğreneceğimiz bir şeyler olmalıdır.
Aleviler, kendilerini sadece yönetilenler olarak konumlandırmaları doğru değildir. Alevlerin bu ülkeyi yönetebileceklerine, ilk önce kendileri inanmalıdırlar. Ben Alevilerin bu ülkeyi bugüne kadar yöneten, Kemalist ve İslamcı kadrolardan daha iyi yöneteceklerine inancım sonsuzdur.
Her şeyden önce, alevi inancı, felsefesi, edebiyatı, sosyolojik ve siyasal birikimleri, ülkemiz Türkiye’de, halklarımızın, bütün toplumsal katmanları barış ve kardeşlik içinde yönetebilecek olgunluğa sahiptirler.
Alevilerin yönetebilecekleri bir ülkede, laiklik, demokrasi kurum ve kurallarıyla etkin olacaktır. Emek kendini açlığın, sefaletin girdabından kurtaracak en saygın yerde olacaktır. Kadınlar sürekli olarak horlanmayacak, ikinci sınıf, süs eşyası olarak görülmeyip, yeri geldiğinde katledilmeyecekler. Alevi kültürü, geleneği kadını baş tacı yapmaktadır.
Farklı inançlar kendini özgürce ifade edecek, çağımızın gereklerine uygun olarak güçlenip serpileceklerdir. İnançların farklılığı zenginlik olarak görülecek, sekuler bir yaşam için güvence sağlanacaktır.
Farklı uluslar, ulusal azınlıklar kendilerini rahatça ifade edip, kendi ana dillerinde eğitim, öğretim yoluyla dillerinin gelişmesi ve küresel ölçekte yerlerini almaları teşvik edilecektir. Kendi kültürleri ifşa ederken, mozaik toplumun bir bileşeni olarak algılanacaktır.
Kültür, edebiyat, sanat, spor, sağlık kendini özgür bir ortamda, halkalar için, toplumsal katmanlar ve genel olarak insanlık için değer yaratmak kapsamında yapılacaktır.
Alevi inancının, felsefesinin özünü oluşturan, ‘benim käbem insandır’ merkezine insanı koyan anlayışa dayalı bir yönetim, ezilen ve sömürülen, horlanan, ötekileştirilen tüm insanların ortak değerleri olmaya aday bir yönetimdir.
Neden başarılı olmasın. Neden insanlığın umudu olmasın. Neden Türkiye toplumsal güçlerinin dikkatlerinden kaçsın. Aleviler bi toprakların en kadim, yerleşik topluluklarından bir tanesidir. Bu realiteleri çoğaltabiliriz.
Şimdi soralım? Aleviler bu kadar derinliklere sahip olmalarına rağmen, neden bir ülkeyi yönetemesinler?
Öyleyse neden, aleviler iktidarı hedefleyen bir perspektif ile hareket etmeyi, kendilerine, ‘çok’ görsünler?
O zaman yapılacak bir tek şey kalmaktadır. Alevileri iktidar perspektifi ile donatacak, iktidar hedefine yöneltecek, bir kurumsal kimliğe ihtiyacımız var.
Bu kurumsal kimliği yaratacak olan Alevilerin kendileridir. Bu kurumsal kimliğin ortaya çıkması ve ayakları üzerinde durması için, alevi kurum ve yöneticilerinin, kanaat önderlerinin, kadrolarının ortak bir platformda tartışmaya ihtiyaçları vardır.
Aleviler, ihtiyaç duydukları kurumsal kimliği ifade eden organizmayı, tartışarak, ince eleyip sık dokuyarak elde edebilirler.
Bu tartışma ortamı yaratılabilir. Eli kalem tutan, ağzı laf yapan, canlarımız tartışma platformunu yaratmak için çaba harcayarak, bu tartışmaya katılmalı, sürece katkı sunmalıdırlar.
Bir noktanın altını çizmede yarar var. Bu tartışma platformunun amacı, alevi inancının siyasallaşması değildir. Alevilerin siyasal hayata müdahil olmalarının yolu açmaktır. Alevilerinde yönetim kademelerinde yer alacakları ve ülkemizin kaderini değiştirebileceklerini, ‘dosta- düşmana’ ilan etmek, göstermektir.
Tüm canlarımız, Alevileri nasıl iktidara taşıyabiliriz. Sürekli olarak alışılagelmiş, yönetilmek duygusunu bir kenara iterek, artık bizde yönetebiliriz duygusunu, Alevilere aktarmak durumundayız.
Bu yol zor ve meşakkatli bir yoldur. Bu yolda önümüze engeller çıkaranlarda olacaktır. Özellikle düzen partileri bu tartışmalardan rahatsız olacaklardır. Çünkü aleviler üzerinden elde ettikleri imtiyazlarını kaybedeceklerdir.
Bize düşen görev, tartışmaları alabildiğince tabana yayarak, verimli, olgun, geri dönüşü olan, tartışmaları organize etmektir
Tüm canları bu tartışmaları verimli kılmaya çağırıyorum!
Canlar öyleyse, aşk ola! Hızır yoldaşımız ola!
Aliekber Pektaş 23 Şubat 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Alevilerin siyasal kimlik sorunu!

Aliekber Pektaş

Sevgili okuyucular,
Parlamento, TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi 7 Haziran 2015 genel seçimlerine hazırlanmaktadır. Parlamentonun belirlenmesine sayılı günler kala, Alevilerin hazırlıksız yakalanacağı konuları, alevi çevrelerinde gündem maddesi olmaya ve tartışılmaya hararetlice devam etmektedir.
Bu seçimlerde ne kadar alevi milletvekili parlamentoya gireceği, bunların ne kadarı alevi kurumlarında yöneticilik yapanlardan olacağı, tartışmaların, ana ekseninin oluşturmaktadır.
Aslında bugün bu tarz, Alevilerin sorunlarına çözüm olamayan ve Alevilerin gündeminde olmaması gereken tartışmalardır.
Önemli olan alevi kökenli milletvekillerinin parlamentoda, TBMM’de, mevcut partilerde yer alacaklarından çok, kendi kurumsal kimlikler ve alevi dünyasını temsiliyetleri esas alınması gerekmektedir. Ancak böyle bir durumunda daha sağlıklı sonuçlara ulaşabiliriz.
Parlamento zemininde yer alan siyasal partilerin hepsinde alevi kökenli milletvekillerinin varlığı söz konusu olabilir. Bu canlarımızın, bu partilerdeki varlıkları, alevi dünyasını temsili yet ve kurumsal kimlikleri dolayısı değildir. Alevi kökenli milletvekillerin partilerdeki varlıkları, partilerin bir militanı, neferi ve politik figürleri olmaktan ileri gidememektedir.
Bu dönemde, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde, alevi adayların aynı paralelde hareket ettiklerinde, sonuç değişmeyecektir. Yine alevi kökenli milletvekillerinin parti militanları veya neferleri gibi hareket etmekten başka yapabilecekleri bir şeyler olduğunu sanmıyorum.
Alevi kökenli canlarımızın, tek-tek partilerde yer alıp aday olarak seçimlere katılarak Milletvekili seçilmeleri tabiî ki bizleri mutlu eder.
Bu canlarımız, içinde yer alacakları partilerin seçim çalışmalarında ve siyasal faaliyetlerinde yer alacaklarından, bulundukları alevi kurumları ile olan yöneticilik bazında görevlerinden ayrılmalıdırlar. Ve asla kurum faaliyetleri ile yer aldıkları partilerin faaliyetlerini çakıştırmamalıdırlar.
Aleviler kendi duruşlarını sorgulamalıdırlar!
Aleviler ilk olarak şu soruları kendilerine sorup ve cevap aramalıdırlar.
Aleviler neden bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran ve kurumsal kimlikleriyle siyasal duruşlar sergileyip, bir yol haritası çizmiyorlar?
Neden, sol, sosyal demokrat, sosyalist parti kurumların arkasından gitmek ve onların arka bahçesi görünümü vermek durumundalar?
Neden, partilerde tek-tek milletvekili olmak için, başta yöneticiler olmak üzere, kendilerini kanıtlamak gerekçesiyle, partilerin kapılarını aşındırmak zorundalar?
Neden, her seçim öncesi alevi kurumları, kanaat önderleri, yönetici kademeler, ‘biz buradayız, görün bizi, gücümüz bu kadar işte’ görüntüsü vermek için, günü birlik eylemliliklere girişiyorlar?
Neden, aleviler seçim dönemlerinde ve öncesi ilişkilerde kendilerini ispatlamak zorundalar?
Neden, Türkiye coğrafyasında önemli bir nüfus bileşeni oluşturmalarına rağmen, güçlerinin önemini kavramayan, yaratacakları sinerjiyi yeterince algılamayan davranışlarda bulunuyorlar?
Yukarda ki soruları, alabildiğince çoğaltabiliriz. Önemli olan bu vb. sorulara, cevaplar arayarak, alevi toplumunu aydınlatabilmektir.
Bir gerçeğin altını çizmek isterim. Aleviler eski aleviler değillerdir. Şu veya bu partinin arka bahçesi değiller ve olmayacaklardır.
Aleviler artık kendi denklemlerinde, siyasal yelpazelerini oluşturabilecek, kendi geleceklerini, kendi kurumsal kimlikleriyle belirleyecek olgunluğa sahiptirler.
Öyleyse yapılması gereken yukarda somut olarak ortaya koyduğumuz sorulara cevaplarımızı arayabilmek ve olgunluk içerisinde tartışıp vardığımız sonuçları kamuoyu ile paylaşabilmektir.
Aleviler, hedeflerini uzun erimli olarak, bir yol haritası denkleminde oluşturmalıdırlar. Yol haritasında, Alevilerin gelecekleri iktidar perspektifi ile donatılmalıdır.
Kesinlikle, ‘olmaz’ ‘gücümüz yetmez’ gibi, yorgun demokrat hallerden kendimizi alı koymalıyız, başka siyasal partilerin arkasından sürüklenme anlayışını aşmalıyız.
Koyacağımız hedeflere ulaşmak için, enerjimizi, birikimlerimizi, farklılıklarımızı da koruyarak, ortak hareket etme için kurgulayabiliriz.
Not: buz yazı birden fazla makaleden oluşmaktadır. Bir başka bölümde buluşmak üzere,
Aliekber Pektaş 20 Şubat 2015
Face:aliekber.pektas
Twitter: @Aliekber

Yol TV

Yol Club

Yazarlar


IMAGE

Asure ve Laiklik
Salı, 25 Ekim 2016
Turan Eser Ankara...
IMAGE

Reina katliamını lanetliyorum
Pazar, 01 Ocak 2017
Ali Kenanoğlu...
IMAGE

Benim Oy'um, HAYIR!
Salı, 24 Ocak 2017
Aliekber...
IMAGE

Saraç'tan suç duyurusu çağrısı
Cuma, 03 Nisan 2015
Nejdet Saraç...
IMAGE

Türkiye’de Alevi olmak
Perşembe, 13 Mart 2014
Ercan Geçmez...
IMAGE

AKP Halka Hesap Verecek
Salı, 05 May 2015
GÜLBEY KÖSEOGLU...
IMAGE

Xızır Orucu
Perşembe, 16 Şubat 2017
Ali Rıza Ulucan...
IMAGE

ADOLF TAYYİP ERDOĞAN KÖLNDE ÇOK MUTSUZDU
Pazar, 25 May 2014
Alaattin Şahan...
IMAGE

Biz Berkin'iz. Ağlama ulan, ses ver!
Perşembe, 13 Mart 2014
Ece Temelkuran...
IMAGE

Kapanmayacak Bir Yara
Cuma, 04 Temmuz 2014
Murat Meriç...

Link1 | Link2 | Link3

Copyright © 2014. All Rights Reserved.