• Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

    Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

  • Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

    Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

  • Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

    Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

  • Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

    Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

  • GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

    GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

Kapanmayacak Bir Yara

Murat Meriç

 21 yaşımda yaşadığım bu “olay” bana çok ağır gelmişti. Hâlâ çok ağır gelir bu, ama aradan geçen 21 yılda, böyle ağır pek çok olay gördüm. Türkiye’de yaşamanın dezavantajı bu: İnsan, ömrü boyunca ağır olaylar yaşıyor ve her seferinde “ötesi olamaz” diye düşünüyor. Oluyor oysa...

Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden biri: 2 Temmuz 1993. O gün, Sivas’ta, aralarında Asım Bezirci, Metin Altıok, Behçet Aysan, Hasret Gültekin, Muhlis Akarsu ve Âşık Nesimi Çimen’in de bulunduğu 35 kişinin hayatını kaybettiği karanlık bir “kalkışma” yaşandı. Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü (24 Ocak), dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın (17 Nisan) görevi başında şaibeli bir şekilde öldüğü yıldı bu. “Derin devlet” çalışmaya başlamış, faili meçhuller artmıştı. Sivas Katliamı, tam da bunların üzerine yaşandı.

Her şey güzel başlamıştı aslında: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin dördüncüsünün, 1-4 Temmuz 1993 tarihleri arasında yapılması düşünülmüştü. Ancak şenliğin ikinci gününde yaşanan olay, memleketin en büyük acılarından birini yaşattı bize. Planlanmış bir “olay”dı bu. İlk günün gecesinde “Müslümanlar” imzasıyla evlere dağıtılan bir bildiri, ilk kıvılcımı: “Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanların kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz. (…) Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.” Ertesi gün, cuma namazı çıkışında bir bildiri daha dağıtıldı. “Müslüman kamuoyuna” diye başlamaktaydı bildiri ve hedefi netti: “mel’un [Salman] Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin.” Halk, bu “köpeği” şehirden kovmaya çağrılmaktaydı.

Namazdan çıkanlar önce imza günlerinin ve söyleşilerin yapıldığı Buruciye Medresesi’ne yöneldi, Sivas Kültür Merkezi’ni bastı. Hızını alamayan ve giderek kalabalıklaşan grup, (“kafirleri” şehre davet eden merci olduğu için) valiliği taşladı, Halk Ozanları heykeliyle Atatürk anıtını parçaladı ve konukların kaldığı Madımak Oteli’ne yöneldi. Vali Ahmet Karabilgin, olayların büyümesi üzerine Ankara’yı arayarak yardım istedi ancak kimse ilgilenmedi. Devletten gelen yardım acıklıydı: Tokat’tan 20, Kayseri’den 31 polis ve 20 jandarma… Bu arada otelin çevresini saranlar yaktıkları meşalelerle oteli tutuşturdu, gelen itfaiye araçlarını yaklaştırmadı, yaklaşanların hortumlarını kesti. Günün sonunda bilanço ağırdı: İçeride mahsur kalan sanatçılar, şairler, yazarlar arasında bulunan 33 kişi ve iki otel görevlisi, dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti.

Dava sonrası gülen Erdoğan’ı unutmamız mümkün değil
O günü ve Ankara’dan olayları endişeyle izleyişimizi çok net hatırlıyorum: 21 yaşımda yaşadığım bu “olay” bana çok ağır gelmişti ve böylesi bir şeyin insanlığa sığmadığını düşünmüştüm. Fikrim elbette değişmedi, hâlâ çok ağır gelir bu ama aradan geçen 21 yılda, en az onun kadar ağır pek çok olay gördüm, yaşadım. Türkiye’de yaşamanın dezavantajı bu: İnsan, ömrü boyunca ağır olaylar yaşıyor ve her seferinde “ötesi olamaz” diye düşünüyor. Oluyor oysa. Gezi Direnişi sırasında gencecik insanların öldürülmesi, Roboski’de yaşananlar ve nicesi, en az Sivas Katliamı kadar vahim olaylar.

Daha da vahimi, Sivas Katliamı sonrasında açılan davanın bir sonuca ulaşamaması… 13 Mart 2012’de zaman aşımından “düşen” davanın sonucunu, zafer kazanmış bir edayla ve gülerek açıklayan Recep Tayyip Erdoğan’ı unutmamız mümkün değil. O gün, devletin başında olanların söylediklerini de. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz” uyarısı yaparken taze başbakan Tansu Çiller, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” demişti katliam sonrasında. İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nun açıklaması daha da vahimdi: “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir.”

Bugün başımızda olanlar, o gün yakan kalabalığı savunanlar. Sivas Katliamı Davası’nın avukatlarından Şevket Kazan, 54. hükümetin Adalet Bakanı’ydı. Dava o sırada sürüyordu ve Kazan, bakanlığı sırasında sanıkları cezaevinde ziyaret etmişti. RefahYol Hükümeti’ydi bu ve Devlet Bakanlığı görevinde Abdullah Gül vardı. Bir diğer Devlet Bakanı, Tansu Çiller’di. Çiller, 25 Haziran 1993’te 50. hükümeti kurmuştu ve ilk “iş”i, Sivas’ta yananları “izlemek” oldu. Sivas Katliamı’nın ertesi gününde güvenoyu alan bu hükümetin diğer ortağı, Erdal İnönü başkanlığındaki SHP idi. SHP çok uzun yaşamadı ve iki yıl sonra, CHP oldu. Sivas Katliamı Davası’nda görev alan 26 avukattan 20’si ilerleyen yıllarda AKP kadrolarında yer aldı, bunlardan biri, yakın döneme kadar bakanlık yapan Hayati Yazıcı’ydı. Bunca şeyi hatırlatmışken hafızamdan çıkmasına izin vermediğim bir şeyi daha hatırlatayım: Melih Gökçek, göreve geldikten hemen sonra, Sivas Katliamı’nın 1. yıldönümünde sazlı cümbüşlü bir piknik düzenlemiş, gelen tepkiler sonucunda bunu iptal etmek durumunda kalmıştı.

Sivas sonrasında onu anan, katliamı anlatan pek çok şarkı yapıldı. “Türküler Yanmaz” (Edip Akbayram), “Sivas” (Kızılırmak), “Gün Tutuşur” (Grup Yorum), “Sivas Ağıdı” (Emekçi), “Sivas Dramı” (Âşık Mahzuni Şerif), “Yangın Yeri” (Zülfü Livaneli) ilk akla gelenler… Hepsini saymaya bu sayfalar yetmez, o kadar çok. Fazıl Say’ın oratoryoları, Demirhan Baylan’ın “Bildiğin Şeyler”inden Duman’ın “Köpekler”ine uzanan rock cenahından katkılar ve elbette tüyler ürperten Moğollar şarkısı, “Issızlığın Ortasında…” Şarkılar Sivas’ı unutturmayacak. Yaşadığım sürece ben de unutturmamaya çalışacağım bu acıyı. Ancak, asıl unutmayacak olanlar, o gün, o otelde yakınlarını kaybedenler. O gün Madımak’ta hayatını kaybeden şairlerden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, bundan üç yıl önce, devletin Sivas’ta yapılacak anmayı yasaklaması üzerine içimizi dağlayan bir yazı yazmıştı. Bugün, son sözü ona bırakıyorum. Acısını acım sayarak, yüreğimi yüreğinin yanına koyarak ve buradan, sizin şahitliğinizde, davasını yaşatma sözü vererek…

Sizin hiç babanız yandı mı?
“Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten uzak tutmayı pekâlâ biliyorsunuz. Sivas’ta deprem ya da sel gibi bir doğal bir afet yaşanmadı. Orada gözü dönmüş bir kalabalık insanları öldürdü. (…) Lütfen Sivas’ta yaşanan vahşeti yazın, hatırlatın. Dava sürecinin önemli kırılma noktalarını takip edin, aktarın. Örgütsüz olduklarını söyleyerek ceza indirimi alanların örgütlü suçlara tanınan haktan yararlanmak için başvurmalarındaki çelişkiyi, kaçakların iade istemlerinin Avrupa ülkelerinden doğru taleplerle yapılmayışının takipçisi olun, insanlık suçlarının zaman aşımına uğramasına direnin.”

MURAT MERİÇ Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.">

Kaynak: Birgün Gazetesi

Editör :

Yol TV

Yol Club

Yazarlar


IMAGE

Asure ve Laiklik
Salı, 25 Ekim 2016
Turan Eser Ankara...
IMAGE

Reina katliamını lanetliyorum
Pazar, 01 Ocak 2017
Ali Kenanoğlu...
IMAGE

Benim Oy'um, HAYIR!
Salı, 24 Ocak 2017
Aliekber...
IMAGE

Saraç'tan suç duyurusu çağrısı
Cuma, 03 Nisan 2015
Nejdet Saraç...
IMAGE

Türkiye’de Alevi olmak
Perşembe, 13 Mart 2014
Ercan Geçmez...
IMAGE

AKP Halka Hesap Verecek
Salı, 05 May 2015
GÜLBEY KÖSEOGLU...
IMAGE

Xızır Orucu
Perşembe, 16 Şubat 2017
Ali Rıza Ulucan...
IMAGE

ADOLF TAYYİP ERDOĞAN KÖLNDE ÇOK MUTSUZDU
Pazar, 25 May 2014
Alaattin Şahan...
IMAGE

Biz Berkin'iz. Ağlama ulan, ses ver!
Perşembe, 13 Mart 2014
Ece Temelkuran...
IMAGE

Kapanmayacak Bir Yara
Cuma, 04 Temmuz 2014
Murat Meriç...

Link1 | Link2 | Link3

Copyright © 2014. All Rights Reserved.