• Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

    Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

  • Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

    Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

  • Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

    Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

  • Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

    Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

  • GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

    GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

Reina katliamını lanetliyorum

Ali Kenanoğlu

Reina katliamını lanetliyorum, savcıları göreve davet ediyorum

Yeni bir yıla girmek ve bu yeni yıla girerken de eğlence düzenlemek, kutlama yapmak insanların tercihleri ve bunu tercih eden insanlarında en doğal haklarıdır. Bu hakkı kullanan insanlara karşı bir dini gerekçeyle saldırmak, katletmek ne bir dinin ne bir inancın ne de insanlığın onaylayacağı bir vahşettir.

Reina katliamı son birkaç yıldır yılbaşı kutlamalarını hedef göstermenin, hedef gösterenler hakkında herhangi bir cezai işlem yapılmamasının bir sonucudur.

Yaşadığımız topraklar çok farklı kimliklere, dillere, kültürlere, inançlara ve Dinlere ev sahipliği yapmış topraklardır. Bu topraklar Noel kutlayan halkların ana yurdudur, ata yurdudur. Bu topraklar Noel kutlayan halkların da vatanıdır.

25 Aralık’ta Noel kutlamayı, 31 Aralıkta da yılbaşı kutlamayı bir suçmuş gibi gösteren kişiler, kurumlar, medya orgaları bu katliamda sorumludurlar, bu zihniyeti kınıyor lanetliyorum. Sorumlular hakkında hukuki işlem başlatılmasını talep ediyorum.

Reina katliamı insanların yaşam tercihlerine yönelik bir katliamdır. Reina katliamı Türkiye’de yaşayan gericiliğe, yobazlığa, tek tip insan yaratma zihniyetine hizmet eden bir katliamdır.

Sosyal medyada bu katliamı öven hesaplara karşı cezai yaptırımların uygulanması için de Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyorum.

Yaşamını yitirenlere rahmet, ailelerine başsağlığı yaralılara acil şifalar diliyorum.

01.01.2017

Ali Kenanoğlu

Adıyaman'ın Alevileri

Ali Kenanoğlu

Türkiye’de yaşanan iki büyük IŞİD eylemindeki militanların Adıyamanlı olması dikkatleri bu şehre çekti. Biz de HDP heyeti olarak konuyu yerinde incelemek için Adıyaman’a gittik. STK temsilcileriyle, mağdur aileleriyle, emniyet müdürü, vali ve köylülerle görüştük. Tüm bu çalışmaları bir rapor halinde kamuoyuna sunacağız.

Adıyaman’da en fazla tedirginliği Aleviler yaşıyor. IŞİD’in Alevilere olan bakış açısını ve hakim olduğu bölgelerdeki Alevi katliamlarını düşündüğümüz zaman Alevilerin kaygılarında haksız olmadığını söylemeliyiz.

STK temsilcileri tek tek isimler veriyorlar, hem kişi isimlerini hem de dükkan, mağaza isimleri. Bu kişilerin IŞİD’e geçişleri sağladığını, militan devşirdiğini, irtibatları sağladıklarını söylüyorlar. Bu isimler konusunda vali ile görüştüklerini ve isimleri verdiklerini söylüyorlar fakat valinin duyarsız kaldığı ve gerekeni yapmadığını iddia ediyorlar.

Diyarbakır bombacılarının aileleri ve şu an YPG’nin elinde olduğu söylenen IŞİD militanının aileleri ile görüştük. Aileler Adıyaman’ın üs olarak kullanıldığını çocuklarını ihbar etmelerine rağmen herhangi bir şey yapılmadığını söylüyorlar. IŞİD’e katılmak için giden otobüsün gözlerinin önünden şehrin içinden kalktığını ancak mitinge gidenleri durduran polisin ‘18 yaşından büyüklerin seyahat özgürlükleri var bir şey yapamayız’ dediklerini iddia ediyorlar. Çocukları IŞİD’e katılan aileler kendi imkânlarıyla yaptıkları araştırmalarla adeta IŞİD uzmanı olduklarını kimin hangi yollarla kimler aracılığıyla IŞİD’e katıldıklarını bildiklerini ve bunu yetkililer ile paylaştıklarını söylüyorlar.

Bir aile çocuğunu ararken onu IŞİD’e götüren aracılara dahi ulaştıklarını isterlerse kendilerini de o tarafa geçireceklerini söylediklerini ancak korktukları için gidemediklerini söylediler. Köylerde IŞİD militanlarının dolaştıklarına ve tespit yaptıklarına yönelik iddialar dile getiren kişiler var. IŞİD korkusu ile toplu halde bir yerde bulunmaktan korkuyorlar. Bu nedenle düğünlere bile gitmekten imtina edenler olduğu gibi her düğün öncesi düğün salonunun sıkça aranıp alınan güvenlik önlemlerinin sorulduğu söylendi.

Vali ve emniyet müdürü ile birlikte görüştük. Vali ve emniyet müdürü iddiaları abartılı buluyorlar. Birçok şikâyetin yerinde incelendiğini ve hep asılsız çıktığını söylüyorlar. Vali beye ‘İki bombacının da Adıyamanlı olması tesadüf mü?’ diye sorduğumuzda duraksayınca devreye emniyet müdürü giriyor.

Kentin yöneticileri konunun çok abartıldığını toplamda Adıyaman’dan IŞİD’e katılan kişi sayısının 30 civarında olduğunu söylüyorlar. Kendilerine ulaşan tüm şikâyetleri değerlendirdiklerini öyle abartıldığı gibi bir durumun olmadığını tek tek örnekler vererek anlatıyorlar.

Tabii dinlediklerimizi ve gözlemlerimizi detaylı bir şekilde raporumuzda yansıtacağız. Adıyaman’da herkes burada bir Alevi-Sünni karşıtlığı üzerinden bir çatışma olmaz görüşünde. Korktukları ise Suruç benzeri bir katliamın olması.

Adıyaman’da Alevilerin yoğun bir asimilasyon içerisinde oldukları ve aile içerisinde hem Sünni hem de Alevi bireyler olduğunu bizzat Vali Bey söylüyor, tabii Vali bunu asimilasyon olarak açıklamaktan öte Adıyaman için ‘Övünülesi bir durum’ olarak nitelendiriyor.

Çocuğu IŞİD’e katılan aile ızdırap içerisinde, yaşadıklarına bir anlam veremiyorlar.

Çocuklarındaki değişimi fark etmişler, IŞİD bağlantısını bile fark edip emniyete gitmişler. Emniyet müdürü çocuğu çağırdıklarını ama kendisine ailesinin Sünniliği seçmesinden kaynaklı böyle davrandıklarını söylemiş. Sonrası malum; O Alevi çocuğu IŞİD’in Diyarbakır bombacısı!

Adıyaman’da Aleviler korku içerisinde, ortak kanaat ise bu korkunun bilerek pompalandığı ve Alevilerin bu korku nedeniyle göçe zorlanmak istendikleri yönünde olduğu.

7 Haziran Referandumu

Ali Kenanoğlu

7 Haziran seçimlerinin sıradan bir milletvekili seçimi olmadığını bu seçimlerin bir referandum olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Bu referandum ülkemizin tek adam diktatörlüğünün yasallaştığı ‘başkanlık’ sistemi ile mi yoluna yürüyeceği yoksa parlamenter demokratik sistemle mi yoluna yürüyeceğinin bir oylaması olacak.

Bu referandumun sonucunu belirleyecek olan HDP’nin alacağı oylardır. HDP barajı geçemezse zaten söyleyecek bir söz kalmamıştır, bizi bekleyen başkanlık sistemine doğru ilerlemiş olacağız. AKP oyunu düşürdüğü halde milletvekili sayısını arttırıp Anayasayı değiştirme çoğunluğunu elde edecektir.

HDP barajı aştığı takdirde ise AKP’nin ilk etapta anayasayı değiştirme hatta referanduma götürecek çoğunluktaki milletvekili sayısına ulaşması mümkün olamayacaktır. Hatta tek başına iktidar olma şansını dahi kaybetmesi olasıdır.

Seçim çalışmasında bize en çok sorulan soruların başında AKP ile bir koalisyon kurup kurmayacağımız ve oyların çalınmasını nasıl engelleyeceğimiz yönündeydi. Bu konuda Eş Genel Başkanlarımızın açıklamaları elimizi hayli güçlendirdi. Neticede biz ne destek de halk bu sorunun cevabını ilk ağızlardan duymak istiyor.  Eş Genel Başkanlarımızın cevabı çok netti: “Biz AKP’yi içeriden de dışarıdan da desteklemeyeceğiz. Biz meclise AKP’ye destek olmak için değil hesap sormak için gidiyoruz.”

Bu kadar açık ve net cevaplara rağmen hâlâ bu konuda kuşkusu olanlara HDP’nin ilk kapısını çaldığı partinin AKP değil CHP olduğunu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin CHP Milletvekili Rıza Türmen’i ortak cumhurbaşkanı adayı olarak önerdiğini hatırlatırız. CHP’nin yönü ise HDP değil MHP olmuştur. Yani biz bu sorunun cevabını hem söylemimizle hem de pratiğimizle vermiş durumdayız. Bu konuda herhangi bir kuşkunun kaldığına inanmıyoruz.
İki aydır sürdürdüğümüz seçim çalışmasında biz adaylar olarak girmediğimiz mahalle hatta  sokak bırakmazken parti gönüllülerimiz ise girmedikleri ev bırakmadılar. İki aydır her sorulan soruyla sabırla cevap verdik, kendimiz ve partimizden emindik, o yüzden soruları cevaplandırırken hiç zorlanmadık. Seçim bildirgemizi, yeni yaşam projemizi halkımıza anlattık.

Sıra yurttaşlarımızda, sıra biz’lerde; 8 Haziran’da TBMM’yi bir çiçek bahçesine dönüştürecek olan HDP’nin Mecliste yer almasıdır. Diktatörlüğe dur demenin yolu HDP’nin Mecliste yer almasıyla mümkün olacaktır.

TBMM’nin tüm halkların ve inançların meclisi olabilmesinin yolu, HDP’nin Meclise girmesiyle mümkün olacaktır. 4 milyon oy alıp da 9.8 gibi bir oranla barajın altında kalan HDP’nin olmadığı Meclis, Büyük Millet Meclisi olamayacaktır.

Ülkemizde ve coğrafyamızda barışın teminatı HDP olacaktır. Tecavüzcü IŞİD katillerine dur diyebilmenin yolu da AKP’ye dur diyebilmekten geçmektedir. Türkiye’nin desteğinin kesildiği bir IŞİD’in yenilgiye mahkum olduğuna Kobanê’de şahit olduk. Halklarımızın sınır nöbetleriyle AKP’nin IŞİD’e olan desteği engellendiği için Kobanê zaferi yaşanmıştır. Şimdi bunu tüm coğrafyada yaşatma ve AKP Hükümeti ile IŞİD arasında oluşan can damarını kesme vakidir. IŞİD, el Nusra gibi Alevi, Türkmen, Kürt, Êzidî katillerine dur demenin yolu AKP’ye dur demekten geçmektedir. Bunun yolu HDP’ye oy vermek ve HDP’nin barajı aşmasını sağlamaktır.

Pazartesi sabahı mutlu ve huzurlu bir ülkede uyanmak dileğiyle…

Alevilerin Cumhurbaşkanı 2 - Madımak ve Hacıbektaş Farkı

Ali KENANOĞLU

 

Bir önceki yazımı “Alevilere yoldaş olmak istiyorsanız, Alevilerle can olmak istiyorsanız, Alevilerin de cumhurbaşkanı olmak istiyorsanız işe Hacıbektaş’ı ziyaretle başlamak yerine, 2 Temmuz’da Sivas’ta, Madımak önünde olacaksınız. Öyle Alevilerden kaçarak, devlet erkanının Madımak’a çiçek koyma merasimine katılarak değil, bizzat Alevilerle birlikte Ali Baba Mahallesi’nden Madımak’a yürüyerek yer alacaksınız. Görelim o zaman boyunuzu, posunuzu, samimiyetinizi, niyetinizi” diye bitirmiştim.

Bu niyet sorgulamamız Milliyet Gazetesinden Melih Aşık, Radikal Gazetesinden Oral Çalışlar’ın köşesine ve kimi haber sitelerine “Alevilerin cumhurbaşkanı adaylarına niyet, samimiyet testi” olarak yansımıştı.

2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı anmasına cumhurbaşkanı adaylarından sadece Selahattin Demirtaş katıldı. Sn. Demirtaş zaten Madımak’a daha önce 2012 yılında da katılmış ve Alevilerle birlikte yürümüş, katliamı lanetlemişti. Tayyip Erdoğan’ın katılması zaten beklenen bir durum değildi, bu yaklaşımı ve katliamla ilgili tavrı ortadayken katılmasını da istemezdik. Milliyetçi-muhafazakar cephenin adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da Madımak anmasına katılması konusunda açık çağrılar yapıldığını, kimi CHP’li vekillerin de Ekmeleddin Bey’in 2 Temmuz’da Sivas’ta olması konusunda çabalar sarf ettiğini biliyoruz.

Ancak Ekmeleddin Bey’in fıtratı, cibilliyeti ve tüm yaşamı boyuncaki üstlendiği misyon ve adayı olduğu milliyetçi-muhafazakar cephenin Madımak Katliamına ilişkin yaklaşımları nedeniyle katılması mümkün değildi. Öyle de oldu ve Madımak’a değil Hacıbektaş’a gitti.

Madımak ile Hacıbektaş ilçesi arasında çok önemli bir fark fardır. Madımak’ı değil Hacıbektaş Müzesini(!) ziyaret eden Ekmeleddin Bey, Alevilere çok önemli bir mesaj vermiş oldu. Madımak, devletin Alevileri katlettiği, seyrettiği, bugün dahi katillerini sahiplendiği, onları savunanları ödüllendirdiği bir yerdir. Hacıbektaş ise yine o Alevilerin inanç, ibadet mekanının kapısına kilit vurulup daha sonra da müzeleştirildiği yerdir. Ekmeleddin Bey, Hacıbektaş Dergahını değil, müzeyi ziyaret etmiştir. Dergahın temsilcisi postnişini Veliyettin Ulusoy’u ziyaret etmemiş, el konulan, müzeleştirilen, işgal altındaki yerimizi ziyaret etmiştir.

Milliyetçi-muhafazakar cephenin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Alevilere “Ben devlet aklının yanındayım, o nedenle 2 Temmuz’da Madımak’a değil, işgal altındaki dergahınıza giderim” demiştir. Ekmeleddin Bey, Alevilerin katledildiği, canlarının yakıldığı yere gelmeyi bir kenara bırakın, devlet aklının el koyup işgal ettiği ve o devlet aklının müze haline getirdiği ve kendilerine göre de müze olan bir mekanı ziyaret etmiştir.

Burayı ziyaret ederken de Alevilerin işgal edilen ibadethanelerine ilişkin herhangi bir şey söylemediği gibi, Madımak’la ilgili açıklamasında da Madımak Katliamında “21 sene önce 30’a yakın insanımız kurban edildi. Bunun nedeni kara taassup ve tahriktir.” demiştir.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Madımak Katliamında katledilen canlarımızın sayısını bilmeyecek kadar konuya uzak olduğu gibi muhafazakar-milliyetçi kesimin genel değerlendirmesinde olduğu gibi katliamı “tahrik”e dayandırmaktadır. Öyle ya, Sivas’ta Pir Sultan adına etkinlik yapanlar Müslüman mahallesinde salyangoz satanlardır. Dolayısıyla Müslüman halkı tahrik edenlerdir. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı işte bu tahrikler nedeniyle tahrik olan Müslüman halkın kışkırtılmasıyla olmuştur. Milliyetçi-muhafazakar kesimin katliama yaklaşımı böyledir. Bunların adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun katliamı böyle değerlendirmesi misyonu, fıtratı gereğidir.

Ekmeleddin İhsanoğlu, 2 Temmuz’da fıtratının gereğini yapmış ve devlet aklının yanında yer almıştır. Selahattin Demirtaş da fıtratının gereğini yapmış ve ezilenlerin yanında yer almıştır. Şimdi sıra Alevilerin fıtratının gereğini yapmaya gelmiştir...

Kaynak: Evrensel Gazetesi

Yol TV

Yol Club

Yazarlar


IMAGE

Asure ve Laiklik
Salı, 25 Ekim 2016
Turan Eser Ankara...
IMAGE

Reina katliamını lanetliyorum
Pazar, 01 Ocak 2017
Ali Kenanoğlu...
IMAGE

Benim Oy'um, HAYIR!
Salı, 24 Ocak 2017
Aliekber...
IMAGE

Saraç'tan suç duyurusu çağrısı
Cuma, 03 Nisan 2015
Nejdet Saraç...
IMAGE

Türkiye’de Alevi olmak
Perşembe, 13 Mart 2014
Ercan Geçmez...
IMAGE

AKP Halka Hesap Verecek
Salı, 05 May 2015
GÜLBEY KÖSEOGLU...
IMAGE

Xızır Orucu
Perşembe, 16 Şubat 2017
Ali Rıza Ulucan...
IMAGE

ADOLF TAYYİP ERDOĞAN KÖLNDE ÇOK MUTSUZDU
Pazar, 25 May 2014
Alaattin Şahan...
IMAGE

Biz Berkin'iz. Ağlama ulan, ses ver!
Perşembe, 13 Mart 2014
Ece Temelkuran...
IMAGE

Kapanmayacak Bir Yara
Cuma, 04 Temmuz 2014
Murat Meriç...

Link1 | Link2 | Link3

Copyright © 2014. All Rights Reserved.