• Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

    Ortak güç oluşturmayı çok önemsiyoruz!

  • Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

    Reina katliamını nefretle kınıyoruz!

  • Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

    Hızır hepimizin yar ve yoldaşı olsun!

  • Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

    Alevi Medyası susturulmaya çalışılıyor!

  • GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

    GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR CANLAR

Her inanç, Toplumların yaşadığı gerçekler üzerine inşa edilmiştir

Ercan Sinci

İbadetini gözyaşı ile yapan Alevi Toplumunun Kerbela Yassı ve Matem Orucu üzerine!

Her inanç, Toplumların yaşadığı gerçekler üzerine inşa edilmiştir 

Bütün inançlarda olduğu gibi Alevi toplumu da, inancını kendi yaşadığı gerçekler üzerine inşa etmiştir. İnancı zenginleştiren diğer unsurlar içerisinde yaşadığı coğrafya ve farklı kimliklerin, kültürlerin büyük etkisi olmuştur. 

1335 yıllık Kerbela olayı da, Alevi toplumunun dünyasında ve inancında büyük yer almıştır. Alevi toplumu, özelikle yapmış oldukları cem Erkanlarında Hz. Hüseyin ve 72 şehidini mutlaka dile getirmektedir. Yapılan bütün Alevi Erkanlarında, Kerbela Şehitleri Gülbanklar (dualar) içerisinde dile getirilmektedir. Kerbela’da yaşanan o vahşet; Deyiş, Duaz, Mersiye saz eşliğinde ve semahlarla söylenmiştir. 

Kısacası; Alevi toplumu olarak ibadetlerimizi, yaşadığımız acılar nedeniyle, gözyaşı dökerek yapmaktayız. 680 yılında yaşanan bu katliam, Kerbela ile sınırlı kalmamış, katliamlar her defasında şiddetini daha da artırarak, soy kırımına dönüşmüştür. Kerbela’da, Hz. Hüseyin’le birlikte 73 kişi şehit edilirken, 1514 tarihlerinde yavuz sultan selim bir gecede, 40 bin Alevi’yi katletmiştir. 

1938 tarihinde, Dersimde, Kızılbaş Alevilere yönelik soykırımın ardından; Çorum, Maraş, Sivas ve benzeri birçok katliam gerçekleşmiştir. 

Hz. Muhammet 21 yıllık peygamberliği döneminde, Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mute, Huneyn savaşları yaşarken, öyle sanıldığı gibi rahat ve huzurlu bir yaşam sürdürememiştir. Hz. Muhammet, 21 yıllık peygamberlik döneminde 6 savaş ve seferler yaşarken, yapılan baskılar nedeniyle Mekke’den Medine’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Hz. Muhammet’e karşı yapılan baskılar ve saldırılar, Emeviler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bugün Sünni âleminde, ne yazık ki Hz. Muhammet’e savaş açan bu Emevi mensuplarından övgüyle bahsedilmektedir.

Hz. Muhammet’in 632 yılında Hakka yürümesinden sonra, bu baskılar Hz. Aliye karşı daha da derinleşerek Muaviye ve Ayşe tarafından savaş ilan edilmiştir. Hz. Ali kendi döneminde 3 büyük savaş yaşamıştır. (Cemel, Sıffın, Nahrevan) Bu savaşlardan, Cemel Savaşı, Ayşe ile Sıffın savaşı Muaviye ile olmuştur. On binlerce insanın hayatına mal olan bu savaşlar tamamen çıkar için, o denemin zihniyeti tarafından mazlum insanlara karşı yapılmıştır. Hz. Ali şehit edildikten (661) sonra, bu defa Çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e karşı, Muaviye tarafından düşmanlıklar aynen devam etmiştir. Hz. Hasan’ın eşine sunulan mal varlığı karşılığında zehirletilerek şehit edilmiştir. Muaviye oğlu yezide vasiyette bulunarak, Hüseyin`in ya biatını ya da kellesini alırsın diyerek, Ehli-beyte olan düşmanlığını göstermiştir. Miladi (680) yılında muharrem ayının onuncu günü, Yezidin emriyle on binlerce askeri olan bir ordu, Hz. Hüseyin’in yolunu keserek, aralarında çocuklarında olduğu 72 kişiyi şehit etmiştir. 

Özelikle Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilip, kafasının kesilip yezidin sarayına götürülmesinden sonra, Aleviler tamamen İslam’la olan sosyal bağlarını kopararak, kendilerine yeni bir alan yaratmak için, zorunlu göç etmek durumunda kalmışlardır. Alevi inanç önderleri yani pirleri, bu haksızlık karşısında, Kerbela olayını yas ilan ederek, Emevi saltanatına karşı bir duruş sergilemişlerdir. 

Bu yas günümüze kadar devam ederken, Alevi toplumu devletin kanunlarına saygı duymuş, fakat kendi davalarını devletin kurumlarına taşımamışlardır. Toplum olarak kendi sorunlarını pirlerin huzuruna giderek hal etmişlerdir. Alevilerin mahkeme kapısına gitmeyişlerinin sebebi sıradan bir neden değildir. Hele hele Matem Oruçlarında Alevileri yuhalatan, katleden bir iktidarın şatafatlı sofralarında oruç açmak kesinlikle Hz. Hüseyin’e verilen ikrardan dönmektir.

Ortadoğu’da bütün dünyanın gözü önünde katliamlar yaşanıyor. İnsanlık bundan hicap duyması gerek. Bugün kendi saltanatları uğruna kardeşi kardeşe vurduranların hiçbir Avrupa ve dünya devletleri tarafından itibar görmemesi lazımdır. Özelikle bütün farklı inanç önderlerinin insanlığa hep birlikte bir mesaj vermesi gerekiyor. Bu akan kanının ölen çocukların acısını herkesin kendi vicdanında his etmesi gerekir. Bizler birçok defa Alevi inanç önderleri mesajımızı verdik. Buradan bir kez daha dile getiriyoruz. Bir insanın yaşama hakkı diğer bir insanın elinde olmamalıdır. Dünyada sevgi ve barışın olmasını, her inancın bir zenginlik olduğunu herkese duyuralım.

Alevi canlara şunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Bizler düne kadar Aleviliğimizi gizlerken ve inanç günlerimizi tam anlamıyla yerine getiremezken, toplum olarak nasıl alevi olduğumuzu sorgulamıyorduk. Şimdi ise Alevilerin kendi tarihlerinde ilk defa bu kadar örgütlenip kendi davalarına sahip çıktığı bu dönemde neden daha iyi Alevi, daha kötü Alevi rolünü oynamaya başladık, bunu herkesin iyi düşünmesi gerekir. 

Biz Alevi toplumu olarak, kendi tarihimizde ilk defa bu kadar inancımızla bütünleşirken birilerinin bundan rahatsız olduğunu herkesin görmesi gerekir. Aleviler kendi tarihinde ilk defa muharrem sohbetlerimizi yapıp topluca oruçlarımızı açıyorsak bunu kimse görmezden gelemez. Gerek muharrem matem orucu gerekse Hızır Orucumuzda, Kurban Erkan’ımızda özelikle de Cenaze Erkanlarımızda, Avrupa Alevi örgütlenmesi olarak büyük emekler verildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Yasımızın, orucumuzun önemi gönülleri birlemektir. En büyük oruç, dövene elsiz, sövene dilsiz olmaktır. Toplumsal kuralımız, Matem boyunca düğün ve eğlence içerikli etkinliklerin olmaması ve kesinlikle hayvan kesimi yapılmamasıdır. Diğer ayrıntılar kişinin kendi iradesine bağlı kurallardır.

Bu duygularla, bütün canlara matem boyunca yapılan hizmetleriniz Hak makamında var olsun.

Saygı ve muhabbetlerimle, 16 Eylül 2015 St. Pölten

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurumu Başkanı

 

1365 Yıl Sonra Kuran-ı Kerim Tekrar Kalkan Edildi

Ercan Sinci

Muaviye’nin Sıffin savaşında Kuran’ı kalkan olarak kullanmasından 1365 yıl sonra, Tayip Erdoğan’ın mitinglerde Kuran'ı kalkan olarak kullanması gündemde.

Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’da Alevilere olan kinini daha da belirginleştirerek konuşma yaptı.

Özelikle Turgut Öker’i hedef göstererek, Avrupa’daki Alevilerin dinsiz, imansız, inançsız olduklarını söyledi. Bunlar Alisiz Aleviler diyerek AABK çatısı altında bulunan 268 Cemevi’mize hakaret etti.

Erdğan, İzzetin Doğan’la birlikte Avrupa’daki Alevileri parçalamak için yaklaşık 13 yıldır milyonlarca Euro harcayarak, bizleri bölüp Alevi inancını ortadan kaldırmaya çalışıyor.

İslam tarihinde birinci olarak Muaviye, ikincisi de Tayip Erdoğan kuranı kalkan olarak kullanmıştır. Muaviye Sıffin savaşında Hz. Ali’ye karşı kuranın sayfalarını yırtarak mızrakların ucuna takmıştı. Muaviye’den yaklaşık 1365 yıl sonra Tayip Erdoğan miting alanlarında kuranı eline alarak miting alanlarında siyaset yapmaktadır.

İzzetin Doğan, cumhuriyetçi eğitim merkezi vakfının 21. genel kurultayında çok çarpıcı bir konuşma yaptı. İzzetin Doğan; Cumhur Başkanı R. Tayip Erdoğan’la arasında geçen konuşmayı, cumhuriyetçi eğitim merkezi vakfının 21. genel kurultayına katılan katılımcılara anlattı. Erdoğan’ın kendisini arayarak, Avrupa’daki Alevilerden rahatsız olduğunu ifade ettiğini söyledi. İzzetin Doğan, yeni yasalar çıkarılmasını ve Cemevlerinin devlet tarafından yapılmasını önerdiğini, konuşmasında özellikle belirtti.

İzzetin Doğan, 12 Eylül darbecisi Kenan Evren’e de benzeri bir proje sunmuştu; Alevilerin dinsizleştiğini, çözümü için tüm alevi köylerine cami yapılmasını ve bununla birlikte alevi çocuklarının imam hatiplere yollanmasını önermiştir. 12 Eylül darbesinden hemen sonra Dersimli 3500 Alevi çocuğu imam hatiplere gönderilmiş ve bu gün Dersim’de hocalık yani imamlık yapanlar bu darbenin ve İzzettin Doğan’ın önerisinin ürünüdür.

Şuan Avrupa’da yaşayan ve benimde tanıdığım İmam hatip mezunlarının evlerine döndüklerinde, annelerinin yemeklerini yemediklerini, sizin kestiğiniz yenmez diyerek, evlerinden ayrılıp, tekrar imam hatiplere geri dönen ve aile bağlarını koparanlarda olmuştu. İmam hatipte okuyan bazı Aleviler, imam hatipte okumanın kendilerinde yaratmış olduğu olumsuz psikolojiden, yıllar sonra kopa bildiklerini anlatmışlardır.

Avusturya alevi birlikleri Federasyonu olarak, İzzetin Doğan’ın Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte, Avrupa’daki Alevilere yönelik bölme girişimini, Yol TV başta olmak üzere, diğer basın mensuplarının da katılmış olduğu basın açıklaması amaçlı gerçekleştirdiğimiz toplantımızda kınadık.

Avrupa alevi konfederasyonu birleşenleri olarak bizler, Aleviliğin tamamen kendine özgü bir inanç olduğunu ve bağımsız, hiç bir kurumun ve devletin yedeğinde olmadığımızı, kuruluşumuzdan bu yana savunuyoruz.

Bir inanç önderi olarak, Tayyip Erdoğan’a şunu özellikle söylemek istiyorum. Bizim cemimize din, dil, ırk ayrımı yapan, insan öldüren ve öldürten, inancı farklı olanı yuhalatan, kadınları ikinci sınıf olarak görüp onları din gereği kapatan kimseler giremez.

Ali’yi sevip Alevi olmak için işte bu erkanlardan geçeceksin. Mürşit’i, Pir’i, Rehber’i kabulleneceksin. Bu üç makama tabi olacaksın. Cem evi ibadet yeridir diyeceksin. Musahibin olacak. Tüm bunları kabul etsen dahi bütün toplumun rızalığı olacak. Kısacası işin çok zor; ‘’gelme, gelme, dönme, dönme, gelenin malı, dönenin canı. Demirden leblebidir yenilmez, ateşten gömlektir giyilmez.’’

Bizim inancımız bir başkasını kendi dininden koparmaya müsaade etmez. Bir Alevi insanı başka bir inancın mensubunu zorla ya da ikna ederek şayet alevi yapmış ise, o insan bizim nazarımızda düşkündür. Başka bir inanç mensubunu dönüştürmek değil, tam tersi onun inancının da bu evrende yaşaması gerektiğini ve bunun bir zenginlik olduğunu, o kişiye anlatmamız gerekir.

Bu duygularla, Tayyip Erdoğan’ın bize yönelik yapmış olduğu saldırılar, toplumu karşı karşıya getirme hesabıdır. Bu oyunlar Muaviye’nin oyunlarıyla örtüşmektedir. Toplum olarak, Emevilerin oyununa gelmeyelim, derim.

Turgut Öker yalnız değildir. Avrupa’da yaşayan Aleviler olarak bizler, dava arkadaşımızın nerde ve hangi şartlarda olursa olsun yanındayız. Bizim inancımızda yoldaşa ihanet yoktur. Turgut Öker, kurumumuzu yani Alevileri temsilen bu görevi üstlenmiştir.

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurumu Başkanı

Ercan Sinci
11.05.2015 Avusturya

Yol TV

Yol Club

Yazarlar


IMAGE

Asure ve Laiklik
Salı, 25 Ekim 2016
Turan Eser Ankara...
IMAGE

Reina katliamını lanetliyorum
Pazar, 01 Ocak 2017
Ali Kenanoğlu...
IMAGE

Benim Oy'um, HAYIR!
Salı, 24 Ocak 2017
Aliekber...
IMAGE

Saraç'tan suç duyurusu çağrısı
Cuma, 03 Nisan 2015
Nejdet Saraç...
IMAGE

Türkiye’de Alevi olmak
Perşembe, 13 Mart 2014
Ercan Geçmez...
IMAGE

AKP Halka Hesap Verecek
Salı, 05 May 2015
GÜLBEY KÖSEOGLU...
IMAGE

Xızır Orucu
Perşembe, 16 Şubat 2017
Ali Rıza Ulucan...
IMAGE

ADOLF TAYYİP ERDOĞAN KÖLNDE ÇOK MUTSUZDU
Pazar, 25 May 2014
Alaattin Şahan...
IMAGE

Biz Berkin'iz. Ağlama ulan, ses ver!
Perşembe, 13 Mart 2014
Ece Temelkuran...
IMAGE

Kapanmayacak Bir Yara
Cuma, 04 Temmuz 2014
Murat Meriç...

Link1 | Link2 | Link3

Copyright © 2014. All Rights Reserved.